DUYURULAR
MEHMET MOLLAİSMAİLOĞLU Tarafından Tarihinde yazıldı
Bu yazı 1.963 defa okundu

SSK, Bağ-Kur ya da Emekli Sandığı İştirakçisi Eşten Dolayı Ölüm Aylığı Alan Kız Çocuklarına Bağ-Kurlu Ana veya Babadan da Aylık Ödenebilir mi?


Yaklaşım / Haziran 2015 / Sayı: 270

I- GİRİŞ

Sosyal Güvenlik Kurumu sigortalı olan eşlerin, ana veya babaların ölümü halinde hak sahiplerine aylık bağlayıp bağlamayacağı ile ilgili değerlendirmeyi ölümün meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapmaktadır. Bu sebeple sigortalıların hak sahiplerine vefat eden eş, ana veya babadan aylık bağlanıp bağlanamayacağı ile ilgili değerlendirme için vefatın meydana geldiği tarihte mevcut olan 5510, 506, 5434, 1479 veya diğer sosyal güvenlik kanunları hükümlerinin göz önünde bulundurulması gerekmekle birlikte konu ili ilgili Yargıtay’ın tutumunun da bilinmesi gerekmektedir. Hem eşten hem ana veya babadan aynı anda tahsis yapılıp yapılamayacağı ile ilgili değerlendirme için öncelikle ölümün meydana geldiği tarih ile vefat edenlerin hangi sosyal güvenlik kanunu kapsamında bulundukları önem arzetmektedir. Özellikle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun yürürlük tarihinden önce meydana gelen ölüm olaylarında vefat eden sigortalı ana veya babanın SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı kapsamında olup olmadıklarına göre sonuç değişmektedir. Bu sebeple kamuoyuna da yansıyan hem anadan hem babadan aylık bağlanıp bağlanamayacağı ile ilgili yargı kararlarını ayrı ayrı incelemek gerekmektedir. Zira bunlardan bazıları eşin ve babasının her ikisinin SSK’lı, her ikisinin Bağ-Kurlu olduğu veya bunlardan herhangi birisinin SSK’lı veya Bağ-Kurlu olduğu farklı durumlarla ilgilidir.

Yazımızda herhangi bir sosyal güvenlik kanunu kapsamındaki sigortalı eşinden ölüm aylığı almakta olan veya aylık almaya başlayacak olan hak sahiplerinden (Kız çocukları) Bağ-Kurlu ana veya babalarını kaybedenlere hem eş hem de ana veya balarından aylık bağlanıp bağlanamayacağı meselesi konu ile ilgili yargı kararları da gözönünde bulundurulmak suretiyle incelenecektir.

II- SGK’NIN 5510 SAYILI KANUN DÖNEMİ UYGULAMASI (BAĞ-KURLU ANA VEYA BABALARI 01.10.2008 TARİHİNDEN SONRA VEFAT EDEN HAK SAHİPLERİ AÇISINDAN)

5510 sayılı Kanun’un “Ölüm Aylığının Hak Sahiplerine Paylaştırılması” başlıklı 34. maddesine göre kız çocuklarına vefat eden sigortalı ana veya babalarından ölüm aylığı bağlanabilmesi için 5510 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri hariç bu kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmamaları veya kendi sigortalılıkları nedeniyle gelir veya aylık almamaları, evli olmamaları veya evli olsalar bile boşanmaları veya dul kalmaları gerekmektedir.

5510 sayılı Kanun’un “Aylık ve Gelirlerin Birleşmesi” başlıklı 54. maddesi gereği de, hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, sadece tercihlerine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı bağlanabilmektedir.

III- BAĞ-KURLU ANA VEYA BABALARI 01.10.2008 TARİHİNDEN ÖNCE VEFAT EDEN HAK SAHİPLERİ (KIZ ÇOCUKLARI) İLE İLGİLİ SGK UYGULAMASI

SGK tarafından yayımlanan 2013/26 sayılı Genelge’de; ölüm sigortasında gerek sigortalılar gerekse hak sahipleri yönünden sigortalının ölüm tarihinde geçerli olan mevzuatın uygulanacağı belirtildikten sonra ölüm tarihleri itibariyle 4/1-b (Bağ-Kur) kapsamındaki evli olmayan evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilmesi için gerekli koşulların aşağıdaki tabloda gösterildiği gibi olduğu belirtilmiştir.

 

ÖLÜM TARİHİ
01.10.1972-03.10.2000 04.10.2000-07.08.2001 08.08.2001-01.08.2003 02.08.2003-01.10.2008
Geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak. 1479 sayılı Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan Geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak. 1479 sayılı Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan

 

Yine aynı Genelge’de; “Yukarıdaki tabloda belirtilen hak sahibi kız çocukları için “Geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” ile ana babalar için aranan “Geçiminin ölen sigortalı tarafından sağlanması” şartlarının tespiti diğer bir ifadeyle “geçimini sağlayacak gelir” kavramının belirlenmesinde; kız çocukları veya ana/babanın sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışıp çalışmadıkları ve buralardan aylık alıp almadığı ile tapu kayıtları da araştırılarak varsa gayrimenkullerinden ve diğer gelirlerinden elde ettiği aylık tutarının İş Kanunu’na göre 16 yaşından büyük sanayi kesiminde çalışan işçiler için tespit edilen asgari ücret (brüt asgari ücret) tutarının altında olup olmadığı hususları sosyal güvenlik denetmenlerince tespit edilecektir.” hususları belirtilmiştir.

IV- KONUYA İLİŞKİN YARGI KARARLARI

a) T.C. Yargıtay 21.Hukuk Dairesi’nin 08.05.2001 tarih ve E.2001/2359, K. 2001/3630 sayılı Kararı’nda;

Özet; SSK’lı eşten ölüm aylığı alan, 1479 sayılı Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan hak sahibi (kız çocuk) 04.10.2000 tarihinden önce ölen Bağ-Kurlu babasından da ölüm aylığını alır. Geçimini sağlayacak başka bir geliri olmama şartını değiştiren lehte yasa hükmü bu sigortalılara uygulanır.

“Dava nitelikçe zorunlu Bağ-Kur sigortalısı iken ölümü üzerine davacının babasından ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Davacının 506 sayılı Yasa’ya tabi olan kocasının ölümü üzerine kocasından ölüm aylığı aldığı zorunlu Bağ-Kur sigortalısı iken ölen babasından da ayrıca ölüm aylığı istediği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık eşinden ölüm aylığı alan davacının aynı zamanda Bağ-Kur’lu iken ölen babasından da ayrıca ölüm aylığı bağlanıp bağlanamayacağının saptanmasına ilişkindir. Bu nedenle davanın yasal dayanağı belirgin olarak 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 21. maddesi ile değişik 1479 sayılı Yasa’nın 45. maddesidir. Anılan maddenin (c) bendinde yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan veya bu kanun ile diğer Sosyal Güvenlik Kanunları kapsamında çalışmayan bu kanunların kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine %25 oranında aylık bağlanacağı hükmü öngörülmüştür.

Somut olayda, davacının dul kaldıktan sonra herhangi bir Sosyal Güvenlik Kurumu’nda çalışmadığı gibi, geçmişteki çalışmaları nedeniyle de Sosyal Güvenlik Kurumlarındaki, çalışmaları anılan kurumdan gelir ve aylık almadığı açık-seçiktir. Öte yandan, 1479 sayılı Kanun’un 45. maddede değişiklik yapan 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bir çok Yargıtay kararlarında da açıkça vurgulandığı üzere bu tür yeni yasaların ünlü hukukçu Roubier’in açıkladığı üzere yürürlüğe girmeleri ile görülmekte olan tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği başka bir anlatımla yeni Yasa’nın yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal tesirini husule getireceği tartışmasızdır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesinden değil zaman içindeki ani etkisi söz konusu olmaktadır. Esasen HUMK’nın 578. maddesi nedeniyle 07.12.1964 günlü Yargıtay Tevhidi İçtihadı ile Hukuk Genel Kurulunun 09.03.1988 gün 1987/860 Esas 1988/232 Karar sayılı Kararı’nda da bu görüşe yer verilmiştir. Ne varki 04.10.2000 tarihine kadar kesirıleşen ve kazanılmış hak haline gelen olaylarda bu kuralın uygulanmayacağı da kuşkusuzdur. Hal böyle olunca ve özellikle 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’deki değişiklik gözardı edilerek, değişiklikten önceki 1479 sayılı Kanun’un 25. maddesine dayanılamayacağı ortadadır.” hususları belirtilmiştir.

Yargıtay sosyal güvenlik kanunlarının zaman bakımından uygulanmasına ilişkin yerleşmiş birçok Kararı’nda “sosyal güvenlik hukukunun kamusal niteliği itibariyle, devam eden uyuşmazlıklarda tamamlanmamış hukuki durumlara yeni kanun veya düzenleyici kuralın “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacağını ve hukuki sonuçlarını doğuracağını, bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesinden değil, zaman içerisindeki ani etkisinin söz konusu olduğunu, tamamlanmış hukuki durumların yeni kanun veya düzenleyici kuraldan etkilenmemesi ve onlar üzerinde hukuki sonuç doğurmamasının ise kazanılmış hakları saklı tutma amacı güttüğünü” değerlendirerek, sosyal güvenlik mevzuatıyla ilgili lehte düzenlemelerin tamamlanmamış hukuki durumlara uygulanabileceğini savunmaktadır(1). Yukarıdaki kararın Yargıtay’ın öteden beri vermekte olduğu bu nitelikteki kararlar ile uyumlu olduğu değerlendirilmektedir.

b) TC Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 20.10.2014 tarih ve E.2014/12055, K. 2014/20042 sayılı Kararı’nda;

Özet; 1998 yılında yaşamını yitiren sigortalı eşi üzerinden 5434 sayılı Kanun hükümleri gereğince kendisine dul aylığı bağlanan davacı hak sahibi kız çocuğuna, geçimini sağlayacak geliri olduğu için 10.02.1998 günü ölen 1479 sayılı Kanun’a tabi sigortalı babası üzerinden de ölüm aylığı bağlanmaz. Geçimini sağlayacak başka bir geliri olmama şartını değiştiren lehte yasa hükmü bu sigortalılara uygulanmaz.

“… İptale konu düzenleme daha sonra bu kez kanun koyucu tarafından 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren ve anılan (c) bendini değiştiren 4956 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle benimsenerek, sigortalının evli olmayan/boşanan/dul kalan kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilmesi için “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” şartı, “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilmiş, aynı zamanda 46. maddenin 2. fıkrasına da “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” cümlesi yeniden eklenmiştir. …

Anılan yasal düzenlemeler kapsamında dava irdelendiğinde; bu tür ölüm sigortasından aylık tahsislerinde, ayrık durumlar dışında genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan yasal mevzuatın uygulanması gerekmekte olup buna göre sigortalı babanın yaşamını yitirdiği gün itibarıyla yürürlükteki 1479 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde yer alan, geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulunun, eşi üzerinden ölüm aylığı almakta olan davacı yönünden gerçekleşmediği belirgindir. Diğer taraftan, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren yasal değişiklikle, bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan davacı hakkında 45. maddedeki aylık bağlama engeli kaldırılmış ise de bu kez 46/2. madde düzenlemesine göre kendisine çift aylık bağlanamayacağı ve eşi üzerinden bağlanan aylığın daha fazla olduğu ortadadır…” değerlendirmeleri yapılmıştır.

5434 sayılı Kanun hükümleri gereğince kendisine dul aylığı bağlanan davacı hak sahibi kız çocuğunun, bu kez 10.02.1998 günü ölen 1479 sayılı Kanun’a tabi sigortalı babası üzerinden de ölüm aylığı bağlanması için yaptığı başvuruların 1479 sayılı Kanun’a eklenen ve 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 46. maddenin 2. fıkrasında “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.”hükmüne istinaden reddini öngören Yargıtay kararına katılamıyoruz,  çünkü öncelikle söz konusu fıkra eş ve babanın aynı anda 1479 sayılı Kanun’a tabi olma hali için geçerlidir oysa kararda eş 5434 sayılı Kanun’a tabidir.

Üstelik söz konusu Karar 1479 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde yer alan, geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulunun, eşi üzerinden ölüm aylığı almakta olan davacı yönünden gerçekleşmediği gerekçesiyle ayrıca reddedilmişse de maddedeki şart daha sonra hak sahibi lehine değişmiştir bu sebeple karar Yargıtay’ın ölüme bağlı tahsis şartları ile ilgili lehte düzenlemelerin hak sahiplerine uygulanacağına yönelik Yargıtay’ın yerleşmiş kararları ile çelişmektedir(2).

c) T.C. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 02.07.2014 tarih ve E.2014/481, K. 2014/16348 sayılı Kararı’nda;

Özet; 1995 yılında yaşamını yitiren sigortalı eşi üzerinden 1479 sayılı Kanun hükümleri gereğince kendisine ölüm sigortasından aylık bağlanan davacı hak sahibi kız çocuğuna, 14.02.1999 günü ölen anılan Kanun’a tabi sigortalı babası üzerinden, geçimini sağlayacak geliri olduğu için ve 1479 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” hükmü gereği ayrıca ölüm aylığı bağlanmaz. Geçimini sağlayacak başka bir geliri olmama şartını değiştiren lehte Yasa hükmü bu sigortalılara uygulanmaz.

“…Anılan yasal düzenlemeler kapsamında dava irdelendiğinde; bu tür ölüm sigortasından aylık tahsislerinde, ayrık durumlar dışında genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan yasal mevzuatın uygulanması gerekmekte olup buna göre sigortalı babanın yaşamını yitirdiği gün itibarıyla yürürlükteki 1479 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde yer alan, geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulunun, eşi üzerinden ölüm aylığı almakta olan davacı yönünden gerçekleşmediği belirgindir. Diğer taraftan, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren yasal değişiklikle, bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan davacı hakkında 45. maddedeki aylık bağlama engeli kaldırılmış ise de bu kez 46/2. madde düzenlemesine göre kendisine çift aylık bağlanamayacağı ve eşi üzerinden bağlanan aylığın daha fazla olduğu ortadadır…” açıklamaları yapılmıştır.

1995 yılında yaşamını yitiren sigortalı eşi üzerinden 1479 sayılı Kanun hükümleri gereğince kendisine ölüm sigortasından aylık bağlanan davacı hak sahibi kız çocuğunun, bu kez 14.02.1999 günü ölen anılan Kanun’a tabi sigortalı babası üzerinden de ölüm aylığı bağlanması talebinin 1479 sayılı Kanun’a eklenen ve 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren(3) 46. maddenin 2. fıkrasında “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” hükmüne istinaden reddi yönündeki Yargıtay kararına da katılamıyoruz,  Zira olayda baba 14.02.1999 tarihinde ölmüştür ve ölüm tarihinde 46. maddedeki hüküm yürürlükte değildir.

Üstelik söz konusu karar 1479 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde yer alan, geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulunun, eşi üzerinden ölüm aylığı almakta olan davacı yönünden gerçekleşmediği gerekçesiyle ayrıca reddedilmişse de maddedeki şart daha sonra hak sahibi lehine değişmiştir bu sebeple karar Yargıtay’ın ölüme bağlı tahsis şartları ile ilgili lehte düzenlemelerin hak sahiplerine uygulanacağına yönelik Yargıtay’ın yerleşmiş kararları ile de çelişmektedir.

V- SONUÇ

Hangi sosyal güvenlik kanunu kapsamında olursa olsun eşlerinden dolayı aylık almakta olan ya da aylığa hakedecek olan kız çocuklarına 01.10.2008 tarihinden sonra ölen Bağ-Kur sigortalısı (5510/4-b) ana veya babaları üzerinden ayrıca ölüm aylığı bağlanamaz. Hak sahipleri bu aylıklardan sadece birini tercih edebilirler. Ancak ana veya babaları 01.10.2008 tarihinden önce ölmüşse bu durumda tartışma ortaya çıkmaktadır. 1479 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde yer alan, geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulu, 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle, bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama şeklinde değiştirilmiştir. Ancak yine aynı tarihte yürürlüğe giren bir başka değişiklikle Bağ-Kurlu eşten dolayı ölüm aylığı alan kız çocukları ayrıca ana veya babalarından da aylık alma hakkını elde etmeleri durumunda bu aylıklardan fazla olanın bağlanacağı hükme bağlanmıştır.

1479 sayılı Kanun’da yapılan söz konusu değişiklikler ile Yargıtay kararlarını bir arada değerlendirdiğimizde, Bağ-kur sigortalısı ana veya babaları 04.10.2000 tarihinden önce vefat eden eşlerinden dolayı ölüm aylığı almakta olan kız çocuklarına 1479 sayılı Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmamaları, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almamaları durumunda babaları üzerinden de ölüm aylığı bağlanması gerektiği değerlendirilmektedir. Yargıtay’ın ölüme bağlı tahsis şartlarını değiştiren lehte düzenlemelerin hak sahiplerine uygulanacağı şeklinde özetleyebileceğimiz yerleşmiş içtihatları doğrultusunda, geçimini sağlayacak başka bir geliri olmama şartını değiştiren ve 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren değişikliğin ana veya babaları bu tarihten önce ölen hak sahiplerine uygulanması gerektiği kanaatindeyiz.

Ancak eşlerinden ölüm aylığı almakta olan hak sahibi kız çocuklarına 04.10.2000 tarihinden sonra ölen Bağ-Kurlu (5510/4/b) ana veya babaları üzerinden ayrıca ölüm aylığı tahsisi mümkün bulunmamaktadır.

*           Sosyal Güvenlik Kurumu Başmüfettişi

(1)         Yrg. 21. HD.’nin, 08.05.2001 tarih ve E. 2001/2359, K. 2001/3630 sayılı;  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 06.04.2005 tarih ve E. 2005/10-183, K. 2005/241 sayılı; Yrg. 21. HD.’nin, 20.11.2006 tarih ve E. 2006/14147, K. 2006/12826 sayılı Kararları.

(2)         Harun ORDU, “Sosyal Güvenlik Kanunları Geriye Yürür mü?”, Yaklaşım, Mayıs 2015, Sayı: 269

(3)         04.10.2000 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile aynı doğrultuda yapılan değişiklik Anayasa Mahkemesi’nin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 tarih ve 61/34 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. İptale konu düzenleme daha sonra bu kez kanun koyucu tarafından 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile yapılmıştır.

Yazarlar : ‘HARUN ORDU’

Yorumları Görüntüle
Hiç yorum yapılmamış.