GENEL
MEHMET MOLLAİSMAİLOĞLU Tarafından Tarihinde yazıldı
Bu yazı 1.524 defa okundu

Mükelleflerin Defterlerini Geç Tasdik Ettirmesi veya Hiç Tasdik Ettirmemesi İndirim Reddini Gerektirir mi?


I- GİRİŞ         

Mükellefler kanuni süresi geçtikten sonra defterlerini onaylatmış olduklarında veya hiç onaylatmadıklarında 3065 sayılı KDV kanunu gereğince indirimlerin reddi cihetine gidildiği uygulamada görülmektedir. Bu makalemizde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nda Yer Alan Düzenlemeler ışığında Mükelleflerin kanuni süresi geçtikten sonra defterlerini onaylatmış olması veya hiç onaylatmamasının tek başına indirimlerin reddini  gerektirmeyeceği hususu açıklanmış ve bu sebeple indirim reddinin yapılabilmesi için bakılması gereken diğer hususlar açıklanmıştır.

II- YASAL DÜZENLEMELER

A- 213 SAYILI VERGİ USUL KANUNU’NDA YER ALAN DÜZENLEMELER

Vergi Usul Kanunu’nun 171. maddesinde; mükelleflerin, Vergi ile ilgili servet, sermaye ve hesap durumunu tespit etmek, Vergi ile ilgili faaliyet ve hesap neticelerini tespit etmek, Vergi ile ilgili muameleleri belli etmek, Vergi karşısındaki durumunu hesap üzerinden kontrol etmek ve incelemek,  Hesap ve kayıtlarının yardımıyla üçüncü şahısların vergi karşısındaki durumlarını kontrol etmek ve incelemek amaçlarını sağlayacak şekilde defter tutmaları gerektiği düzenlenmiştir.

Vergi Usul Kanunu’nun 172. maddesinde ticaret ve sanat erbabı, Ticaret şirketleri, İktisadi kamu müesseseleri, Dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler, serbest meslek erbabı ve Çiftçilerin  defter tutmak zorunda olduğu belirtilmiştir.

Vergi Usul Kanunu’nun 253. maddesinde; defter tutmak mecburiyetinde olanların, tuttukları defterlerle kullanmak zorunda oldukları vesikaları, ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecbur oldukları düzenlenmiştir.

Vergi Usul Kanunu’nun 256. maddesinde; mükelleflerin, muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler ile vermek zorunda bulundukları bilgilere ilişkin mikro fiş, mikro film, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri muhafaza süresi içerisinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etmek zorunda oldukları belirtilmiştir.

Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde; varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesinin, gizleme kabul edileceği ve bu fiili işleyenler hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunacağı düzenlenmiştir.

B- 3065 SAYILI KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNUNDA YER ALAN DÜZENLEMELER:

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun “Vergi İndirimi” başlıklı 29/1. maddesinde;

“1-Mükellefler yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’sinden bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak aşağıdaki vergileri indirebilirler.

a-Kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura vb. vesikalarda gösterilen katma değer vergisi,

b-İthal olunan mal ve hizmetler dolayısıyla ödenen katma değer vergisi,

c-…………………” hükmü ve “İndirimin Belgelendirilmesi” başlıklı 34/1. maddesinde;

“1. Yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer Vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanunî defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebilir.” hükmü yer almaktadır.

Ayrıca kanunun 54. maddesinde mükelleflerin tutmak zorunda oldukları defter kayıtlarını Katma Değer Vergisinin hesaplanmasına ve kontrolüne imkân verecek şekilde düzenlemek zorunda da oldukları düzenlenmiştir.

 Belirtilen yasal düzenlemelere göre mükelleflerin ödedikleri veya borçlandıkları katma değer vergisini hesaplanan katma değer vergisinden indirebilmeleri için aşağıdaki şartların tamamının gerçekleşmesi gerekmektedir;

1- Teslim ve hizmetin mükellefin faaliyetine ilişkin olması,

2- Fatura ve benzeri vesikanın düzenlenmiş olması,

3- Fatura ve benzeri vesikada Katma Değer Vergisinin ayrıca gösterilmiş olması,

4- Söz konusu vesikaların kanuni defterlere kaydedilmiş olması.

Mükellefler Katma Değer Vergisi Kanunu’ndaki indirim mekanizması sayesinde, satışları üzerinden hesaplayarak tahsil ettikleri KDV’den satın aldıkları mal ve hizmetler dolayısıyla ödedikleri (yüklendikleri) KDV’ni indirirler. Böylece mükelleflerin sadece kendi safhalarında oluşturdukları katma değerin vergilendirilmesi sağlanır.

III- DEĞERLENDİRME

Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesine göre, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Aynı Kanun’un 134. maddesine göre ise, incelemeden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır. KDV Kanunu’na göre, beyanname ile beyan edilerek vergi dairesine ödenecek KDV, mal ve hizmet satışları üzerinden hesaplanan KDV’den, mal ve hizmet alımları ve işle ilgili diğer giderler nedeniyle yüklenilen KDV indirilmek suretiyle tespit edilmektedir. İndirim, KDV uygulamasının temel unsurlarından birisidir. Mükelleflerin indirim hakkını kullanabilmeleri ise indirilecek KDV’nin varlığını, fatura veya benzeri vesikalarla ispat etmelerine ve bu belgeleri yasal defterlere kaydetmelerine bağlıdır. Tutulması zorunlu defterlerin kanuni sürelerde tasdik ettirilmemesi Vergi Usul Kanunu’nun 30/3. maddesine göre re’sen tarhiyat nedeni olmakla birlikte, tek başına indirilen KDV’lerin red nedeni olmaz. Tasdiksiz defterlere kaydedilen fatura veya benzeri belgelerin gerçek olduğuna kanaat getirilmesi ve bu belgelerdeki KDV’nin satıcılar tarafından beyan edildiğinin tespiti şartıyla, söz konusu verginin indiriminin reddedilmemesi ve indirimlerin kabul edilmesi gerekir.

Mükelleflerin kanuni süresi geçtikten sonra defterlerini onaylatmış olması veya hiç onaylatmaması  tek başına  indirimlerin reddini  gerektirmez, bu sebeple indirim reddinin yapılabilmesi için bakılması gereken diğer hususlar ise şunlardır:

1-Mükellefin indirilecek KDV tutarının büyüklüğü,

2-Mükellef ve Mükellefin Mal ve Hizmet Aldığı Mükellefler Hakkında Düzenlenen Vergi Tekniği Raporlarının mevcut olup olması,

3- Mükellef hakkında sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanma ve olumsuz tespit durumunun olup olmaması,

4- Fatura veya benzeri belgelerin gerçek olduğuna kanaat getirilip getirilmemesi ve bu belgelerdeki KDV’nin satıcılar tarafından beyan edilip edilmemesi, vb. hususlar hep birlikte değerlendirilmelidir.

IV- SONUÇ

Mükellefler kanuni süresi geçtikten sonra defterlerini onaylatmış olduklarında veya hiç onaylatmadıklarında 3065 sayılı KDV kanunu gereğince indirimlerin reddi cihetine gidildiği uygulamada görülmektedir. Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesine göre, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Aynı Kanun’un 134. maddesine göre ise, incelemeden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır. KDV Kanunu’na göre, beyanname ile beyan edilerek vergi dairesine ödenecek KDV, mal ve hizmet satışları üzerinden hesaplanan KDV’den, mal ve hizmet alımları ve işle ilgili diğer giderler nedeniyle yüklenilen KDV indirilmek suretiyle tespit edilmektedir. İndirim, KDV uygulamasının temel unsurlarından birisidir. Mükelleflerin indirim hakkını kullanabilmeleri ise indirilecek KDV’nin varlığını, fatura veya benzeri vesikalarla ispat etmelerine ve bu belgeleri yasal defterlere kaydetmelerine bağlıdır. Tutulması zorunlu defterlerin kanuni sürelerde tasdik ettirilmemesi Vergi Usul Kanunu’nun 30/3. maddesine göre re’sen tarhiyat nedeni olmakla birlikte, tek başına indirilen KDV’lerin red nedeni olmaz. Tasdiksiz defterlere kaydedilen fatura veya benzeri belgelerin gerçek olduğuna kanaat getirilmesi ve bu belgelerdeki KDV’nin satıcılar tarafından beyan edildiğinin tespiti şartıyla, söz konusu verginin indiriminin reddedilmemesi ve indirimlerin kabul edilmesi gerekir.

Mükelleflerin  kanuni süresi geçtikten sonra defterlerini onaylatmış olması veya hiç onaylatmaması  tek başına  indirimlerin reddini  gerektirmez, bu sebeple indirim reddinin yapılabilmesi için bakılması gereken diğer hususlar ise şunlardır. Mükellefin indirilecek KDV tutarının büyüklüğü, Mükellef ve   Mükellefin Mal ve Hizmet Aldığı Mükellefler Hakkında Düzenlenen Vergi Tekniği Raporlarının mevcut olup olması,  Mükellef hakkında sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanma ve olumsuz tespit durumunun olup olmaması, Fatura veya benzeri belgelerin gerçek olduğuna kanaat getirilip getirilmemesi  ve bu belgelerdeki KDV’nin satıcılar tarafından beyan edilip edilmemesi vb. hususlar hep birlikte değerlendirilmelidir.

 

Kaynak:

E-Yaklaşım / Nisan 2014



Yorumları Görüntüle
Hiç yorum yapılmamış.