DUYURULAR
MEHMET MOLLAİSMAİLOĞLU Tarafından Tarihinde yazıldı
Bu yazı 3.777 defa okundu

MALİYE BAKANLIĞI ÖZELGELERİ


Maliye Bakanlığı Özelgesi

Tarih   : 13.10.2014
Sayı :45404237-130[I-14-206]-265/4456

KDVK Md. 11, 32

İADE HAKKI TANINAN VE TANINMAYAN İŞLEMLERDE ORTAKLAŞA KULLANILAN ATİK NEDENİYLE İADESİ GEREKEN KDV

İade hakkı tanınan işlemler ile iade hakkı tanınmayan işlemlerde ortaklaşa kullanılan amortismana tabi iktisadi kıymet (ATİK) alımlarına ilişkin ödenen ve indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisi yüklenimlerinin iade hesabına ne şekilde dahil edileceği hk.

Kayıtlı özelge talep formunuzda, iade hakkı tanınan işlemlerle iade hakkı tanınmayan işlemlerde ortaklaşa kullanılan amortismana tabi iktisadi kıymet (ATİK) alımlarına ilişkin ödediğiniz ve indirim yoluyla gideremediğiniz katma değer vergisi yüklenimlerinizin iade hesabına ne şekilde dahil edileceği konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca ihracat istisnası dolayısıyla yüklenilen vergilerin indirim konusu yapılmayan kısmının, Kanun’un 32. maddesine göre Maliye Bakanlığı’nca tespit edilecek esaslar çerçevesinde bu işlemleri yapanlara iade olunacağı hükme bağlanmıştır.

Konuya ilişkin açıklamaların yer aldığı, KDV Genel Uygulama Tebliği’nin “IV/A.1.2 İşlemin Bünyesine Giren Verginin Hesabına Dahil Edilebilecek Unsurlar” başlıklı bölümünde; yüklenilen KDV’nin, iade hakkı doğuran işlemle ilişkilendirilebilen alış ve giderler, genel imal ve genel idare giderleri ile amortismana tabi iktisadi kıymetler (ATİK) için yapılan harcamalara ilişkin KDV’den oluştuğu, iade hakkı doğuran işlemle ilişkilendirilebilen alış ve giderler ile genel imal ve genel idare giderlerinden bu dönemde gerçekleştirilen işleme isabet eden payın, aşağıda yer alan açıklamalar dikkate alınarak hesaplanacağı,

İade hakkı doğuran işlemle ilgili talep edilecek KDV tutarının;

a) İade hakkı doğuran işlemin doğrudan girdisini oluşturan mal ve hizmetler,

b) İade hakkı doğuran işlemin gerçekleştiği döneme ilişkin telefon, kırtasiye, posta, ulaşım, konaklama, akaryakıt, elektrik, su, büro malzemeleri, muhasebe, reklam, temizlik malzemeleri, kira vb. genel imal ve genel idare giderlerinden iade hakkı doğuran işleme isabet eden kısım,

c) İade hakkı doğuran işlemde kullanılan ATİK’in alımı,

nedeniyle yüklenilen KDV’den oluştuğu.

İade tutarının hesaplanmasında, önce işlemin bünyesine doğrudan giren harcamalar nedeniyle yüklenilen KDV dikkate alınacağı, daha sonra ilgili dönem genel imal ve genel idare giderleri için yüklenilen KDV’den pay verileceği, bu şekilde hesaplanan tutarın, azami iade edilebilir KDV tutarını aşmaması halinde, bu tutar ile azami iade edilebilir KDV tutarı arasındaki farka isabet eden tutar kadar ATİK’ler dolayısıyla yüklenilen KDV’den iade hesabına pay verilebileceği,

İade hakkı doğuran işlemle ilgisi bulunmayan giderler dolayısıyla yüklenilen KDV’nin iade hesabına dahil edilmeyeceği,

“IV/A.1.3 Amortismana Tabi İktisadi Kıymetlerde İade Uygulaması” başlıklı bölümünde ise;

– ATİK nedeniyle yüklenilen KDV’den iade hesabına pay verilebilmesi için, ATİK’lerin iade hakkı doğuran işlemlerde kullanılması gerektiği, ATİK’lerin bizzat mükellef tarafından imal ve inşa edilmesi halinde ise imal ve inşa sırasında yüklenilen KDV’den, ATİK’lerin aktife alınıp iade hakkı doğuran işlemlerde fiilen kullanılmaya başlandığı dönemden itibaren iade hesabına pay verilebileceği,

– ATİK dolayısıyla yüklenilen KDV’den iade hesabına pay verildiği durumda, bir vergilendirme döneminde iade konusu yapılabilir KDV (azami iade edilebilir vergi), kural olarak o dönemdeki iade hakkı doğuran işlemlere ait bedelin (% 18)’i (genel KDV oranı) olarak hesaplanan tutardan fazla olamayacağı

ifade edilmiştir.

Buna göre; iade hakkı tanınan işlemlerden kaynaklanan iade hesabına, ATİK’ler sebebiyle yüklenilen KDV tutarları aşağıda belirtilen şekilde dahil edilebilecektir.

1) İade hakkı tanınan işlemlere ilişkin teslimlerin toplam bedeli üzerinden, KDV Genel Uygulama Tebliği’nin “IV/A.1.3.” bölümündeki açıklamalar dikkate alınmak suretiyle azami iade edilebilir vergi tutarı bulunacaktır.

2) İşlemin bünyesine doğrudan giren harcamalar nedeniyle yüklenilen KDV tutarı, azami iade edilebilir KDV’den fazla ise iade hesabına genel giderler ve ATİK’lerden pay verilmeyecektir.

3) Azami iade edilebilir KDV tutarı, işlemin bünyesine doğrudan giren harcamalar nedeniyle yüklenilen KDV’den fazla ise, öncelikle iade hesabına ilgili dönem genel giderlere ilişkin yüklenilen KDV tutarından pay verilecektir.

4) Bu şekilde hesaplanan iade tutarı, azami iade edilebilir KDV tutarını aşmıyorsa, azami iade edilebilir KDV tutarı ile hesaplanan iade tutarı arasındaki fark kadar ATİK’ler nedeniyle yüklenilen KDV’den pay verilebilecektir.

5) Bu nedenle, ATİK nedeniyle yüklenilen KDV’nin izlendiği bir yardımcı hesabın ayrıca tutulması gerekmektedir. Bu şekilde, iade hakkı doğuran işlemler ile mükellefin diğer işlemlerine ait ATİK nedeniyle yüklenilen KDV’den verilen toplam pay, ATİK hesabından düşülecektir. Öte yandan, iade hesabına dahil edilen ATİK tutarlarının, yüklenilen KDV tutarından indirileceği tabiidir.

Maliye Bakanlığı Özelgesi

Tarih   : 12.09.2014
Sayı :38418978-120[32-14/1]-875

GVK Md. 32

ÜCRETLİ ÇALIŞAN EŞİN, ECZACI OLARAK ÇALIŞAN EŞDEN DOLAYI ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİNDEN YARARLANACAĞI

Sadece ücret geliri elde eden eşin, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş kapsamında değerlendirilmemesi nedeniyle, eczacı olarak faaliyette bulunan eşden dolayı asgari geçim indiriminden faydalanılmasının mümkün olduğu hk.

Özelge talep formunuzda, … Meslek Lisesi’nde öğretmen olarak görev yaptığınızı ve eşinizin eczacı olarak çalıştığını belirterek, eşinizden dolayı asgari geçim indiriminden yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda görüş talep ettiğiniz anlaşılmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 32. maddesinde; “Ücretin gerçek usulde vergilendirilmesinde asgari geçim indirimi uygulanır.

Asgari geçim indirimi; ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin yıllık brüt tutarının; mükellefin kendisi için %50’si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için %10’u, çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere; ilk iki çocuk için %7,5 diğer çocuklar için %5’i dir. Gelirin kısmi döneme ait olması halinde, ay kesirleri tam ay sayılmak suretiyle bu süreye isabet eden indirim tutarları esas alınır. Asgari geçim indirimi, bu fıkraya göre belirtilen tutar ile 103. maddedeki gelir vergisi tarifesinin birinci gelir dilimine uygulanan oranın çarpılmasıyla bulunan tutarın hesaplanan vergiden mahsup edilmesi suretiyle uygulanır. Mahsup edilecek kısımdan fazla olması halinde iade yapılmaz…” hükmü yer almaktadır.

Asgari geçim indirimine ilişkin açıklamaların yapıldığı 265 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin; “6. Medeni Durum ve Eşin Gelirinin Olmadığının Tespiti” başlıklı bölümünde;

Ücretliler, medeni durumları ve çocuk sayıları ile eşinin iş ve gelir durumu hakkında Tebliğ ekinde yer alan “Aile Durumu Bildirimi” (EK:1) ile işverenlerine bildirimde bulunacaklardır. Durumlarında herhangi bir değişiklik olması halinde (evlenme, boşanma, ölüm, doğum vb.) bu değişiklikleri işverene bir ay içerisinde bildireceklerdir. Asgari geçim indirimi oranını etkileyen değişiklikler, söz konusu değişikliğin işverene bildirildiği tarih itibariyle uygulanacak olup, eşlerin her ikisinin de ücretli olması halinde çocuklar yalnızca sosyal güvenlik yönünden tabi oldukları eşin bildirimine dahil edilecektir.

Bu uygulamada eşin çalışmadığı ve herhangi bir gelirinin olmadığına ilişkin olarak (aksi tespit edilmediği sürece) ücretlinin beyanı yeterli olacaktır.

Sadece ücret geliri elde eden eş, “çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş” kapsamında değerlendirilmeyecektir. Bunlar dışındakiler ise çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş kapsamında değerlendirilecek olup, münhasıran emekli maaşı alanlar da çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş olarak kabul edilecektir.” açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, sadece ücret geliri elde eden eşin, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş kapsamında değerlendirilmemesi nedeniyle, eczacı olarak faaliyette bulunan eşinizden dolayı asgari geçim indiriminden faydalanmanız mümkün bulunmaktadır.

Maliye Bakanlığı Özelgesi

Tarih   : 05.08.2014
Sayı :67854564-105-160

VUK Md. 229

BASİT USULE TABİ MÜKELLEFİN SİGORTA ŞİRKETİNE YANSITMA FATURASI DÜZENLEMESİ

Basit usule tabi mükellefin aracında oluşan hasar nedeniyle mükellef tarafından ödenen ve sigorta şirketinden tahsil edilen masraf tutarının sigorta şirketine yansıtılması amacıyla fatura düzenlenmesinin mümkün olduğu; düzenlenecek faturada, KDV dahil masraf tutarının gösterilmesi, bu bedel üzerinden ayrıca KDV hesaplanmaması gerektiği hk.

Özelge talep formunuzda; … işletmeciliği faaliyetinden dolayı basit usule tabi mükellef olduğunuz belirtilerek, sigorta şirketinden tahsil edemediğiniz katma değer vergisinin alınabilmesi için yansıtma faturası düzenlenip düzenlenemeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü istenilmektedir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu’nun;

– 1/1. maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin vergiye tabi olduğu,

– 17/4-a maddesinde; basit usulde vergilendirilen mükellefler tarafından yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’den istisna olduğu,

– 20. maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu, bedel deyiminin, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan ya da bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği,

– 24. maddesinin (c) bendinde de; vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin KDV’sinin matraha dahil olduğu,

hüküm altına alınmıştır.

Ayrıca, 60 No.lu KDV Sirkülerinin (1.2.1.) bölümünde;

“Herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığı olarak ortaya çıkmayan tazminat ve benzeri ödemeler prensip olarak KDV’nin konusuna girmemektedir. 

Bu kapsamda, işin sözleşme şartlarına uygun yapılmaması, işin verilen süre içerisinde tamamlanmaması, sözleşmenin feshedilmesi gibi nedenlerle tazminat, cayma bedeli vb. adlarla yapılan cezai şart mahiyetindeki ödemeler herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığı olmadığından KDV’nin konusuna girmemektedir.

Buna göre;

…………

3) Bir teslim veya hizmetin karşılığını teşkil etmeyen veya buna bağlı olarak ortaya çıkmayan sigorta tazminatları KDV’nin konusuna girmemektedir. Bu durumda, sigortalının hasar gören eşya için sigorta şirketinden aldığı tazminat için KDV hesaplanması söz konusu olmayacaktır.

Ancak, sigortalı mükellefin hasar gören eşyayı tamir ettirerek, adına düzenlenen faturaları ibraz etmek suretiyle tamir bedelini sigorta şirketinden tahsil ettiği durumda, sigortalının, sigorta şirketi adına yaptığı ve KDV’ye tabi olan masrafların aynen sigorta şirketine yansıtılması için fatura düzenlenmesi ve KDV hesaplanması gerekmektedir.”

açıklamalarına yer verilmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 229. maddesinde fatura, satılan mal veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticarî vesika olarak tanımlanmıştır.

Bu itibarla, … işletmeciliği faaliyetinde bulunduğunuz aracınızda oluşan hasar nedeniyle yaptığınız masraf tutarında, sigorta şirketi adına yansıtma faturası düzenlemeniz mümkün bulunmaktadır.

Diğer taraftan, herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığı olarak ortaya çıkmayan tazminat ve benzeri ödemeler prensip olarak KDV’nin konusuna girmemektedir. Ancak, hasar gören eşya için yapılan masrafların aynen karşılanması amacıyla düzenlenen faturalarda KDV hariç masraf tutarının yanı sıra bu masraf tutarı üzerinden hesaplanan KDV’nin de faturada ayrıca gösterilmek suretiyle sigorta şirketlerine yansıtılması mümkün bulunmaktadır.

Buna göre, … işletmeciliği faaliyetinde bulunduğunuz aracınızda oluşan hasar nedeniyle tarafınızca ödenen ancak sigorta şirketinden tahsil edilen masraf tutarının sigorta şirketine yansıtılması amacıyla düzenlenecek faturada, KDV dahil masraf tutarının gösterilmesi, bu bedel üzerinden ayrıca KDV hesaplanmaması gerekmektedir.

Maliye Bakanlığı Özelgesi

Tarih   : 24.07.2014
Sayı :64597866-105[280-2014]-122

VUK Md. 280

YAPILACAK YATIRIMLAR İÇİN DÖVİZ CİNSİNDEN VERİLEN AVANSLARIN DÖNEM SONLARINDA DEĞERLEMEYE TABİ OLDUĞU

Yapılacak yatırımlar için döviz cinsinden verilen avanslar, döviz cinsinden alacak hükmünde olduğundan, dönem sonlarında Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre değerlemeye tabi tutulması, değerleme sonucu oluşan kur farklarının kurum kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

Özelge talep formunuz ile şirketinizin …’da, … tesisi yatırımı yaptığı, yapılan yatırımların büyük ölçüde ithal girdi gerektirdiği, bu sebeple gerek doğrudan yapılacak ithalatlar için yurt dışındaki satıcılara, gerekse yurt içi tedarikler için yurt içindeki satıcılara döviz cinsinden avans verildiği belirtilerek, söz konusu dövizli avansların değerleme günü itibariyle değerlenip değerlenmeyeceği, değerlenecekse oluşan olumlu veya olumsuz kur farkının doğrudan gelir-gider mi yazılacağı yoksa 163 ve 334 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri çerçevesinde yatırımın maliyetiyle mi ilişkilendirileceği konularında Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.

Vergi Usul Kanunu’nun 280. maddesinde “Yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas alınır. Yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca tespit olunur. Bu madde hükmü yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da caridir. Bunlardan vadesi gelmemiş senede bağlı alacak ve borçlar, bu Kanunun 281 ve 285. maddeleri uyarınca değerleme günü kıymetine icra edilebilir. Ancak senette faiz oranının yazılı olmadığı durumlarda değerleme gününde geçerli olan Londra Bankalar Arası Faiz Oranı (LİBOR) esas alınır.” denilmektedir.

163 ve 334 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde yapılan açıklamalar yatırımların finansmanında kullanılan kredilere ilişkin faiz ve kur farkı giderlerine ilişkin olup, döviz cinsinden verilen avansların değerlemesi sonucu oluşan kur farkları bu kapsamda değerlendirilmemektedir.

Diğer taraftan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6. maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safî kurum kazancının tespitinde de, Gelir Vergisi Kanunu’nun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesinde safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup, maddenin birinci fıkrasının; (1) numaralı bendinde ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, şirketinizce yapılacak yatırımlar için döviz cinsinden verilen avanslar, döviz cinsinden alacak hükmünde olduğundan, dönem sonlarında Vergi Usul Kanunu’nun yukarıdaki hükümlerinin de dikkate alınarak değerlemeye tabi tutulması, değerleme sonucu oluşan kur farklarının kurum kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

Maliye Bakanlığı Özelgesi

Tarih: 24.07.2014
Sayı:11395140-105[229-2012/VUK-1- …]-1948

KDVK Md. 1/1

VUK Md. 229, 230

BELLİ BİR CİROYU AŞAN MÜŞTERİLERE VERİLECEK HEDİYELERDE KDV VE BELGE DÜZENİ

Firmanın pazar payını artırma amacıyla yapılacak kampanya çerçevesinde müşterilere/bayilere beyaz eşya, tatil ve ticari araç gibi ürünlerin bedelsiz tesliminde KDV hesaplanmasına gerek bulunmadığı, bu şekilde verilen ticari araç gibi tescile tabi hediyeler için teslim tarihinden itibaren yedi gün içinde müşteri adına fatura düzenlenmesi zorunlu olup, diğer hediyeler için fatura düzenlenmesine gerek bulunmadığı, hediye ürünlerin taşınması sırasında sevk irsaliyesi düzenlemesi gerektiği hk.

Özelge talep formlarınızda, … ürünleri satışı ile iştigal eden Kurumunuz tarafından pazar payını arttırmak amacıyla belli bir ciroyu aşan müşterilerinize hediyeler verileceği belirtilerek, söz konusu hediye ürünlerin tesliminde sevk irsaliyesi ve fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği, fatura düzenlenmesi halinde hangi bedel üzerinden düzenleneceği ve müşterilerinizin ciro primi olarak verilen hediyeleri fatura ile belgelendirmesinin gerekip gerekmediği hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1/1. maddesine göre, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu hüküm altına alınmış, 50 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (A/1) bölümünde ise promosyon ürünlerinde KDV uygulamasına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

Firmaların iktisadi faaliyetini genişletme, emsal işletmelerle rekabet edebilme, üretim veya satışını yaptıkları mallara olan talebi koruma veya artırma amacıyla bir malın yanında başka bir mal verilmesi şeklinde gerçekleşen işlemlerde, promosyon ürünü açısından bir bedelsiz teslim söz konusu olmamaktadır. Zira firmanın genişleyen faaliyetiyle bağlantılı olarak işletmede yaratılan katma değer artmaktadır.

Dolayısıyla, firmanın yarattığı katma değer içerisinde vergilenen promosyon mallarının müşterilere verilmesi sırasında KDV hesaplanmasına gerek bulunmamakta ve bu ürünler için yüklenilen KDV’nin ise prensip olarak indirim konusu yapılması gerekmektedir.

Buna göre, … ürünleri satışı ile iştigal eden firmanızın pazar payını artırma amacıyla yapılacak kampanya çerçevesinde müşterilerinize/bayilerinize beyaz eşya, tatil ve ticari araç gibi ürünlerin bedelsiz teslimi işleminin 50 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’nin (A/1) bölümünde yer alan açıklamalar çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmekte olup, bu nedenle söz konusu ürünlerin tesliminde KDV hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır.

Öte yandan promosyon amacıyla bedelsiz olarak teslim edilen söz konusu ürünlerin alımında veya üretiminde yüklenilen vergiler, promosyon ürünü olarak verilen malın (aynı işletmede imal veya inşa edilenler dahil) tabi olduğu katma değer vergisi oranı;

– Satışı yapılan mala ait katma değer vergisi oranına eşit veya daha düşük ise tamamı,

– Satışı yapılan malın tabi olduğu katma değer vergisi oranından yüksek ise satışı yapılan malın tabi olduğu orana isabet eden kısmı

indirim konusu yapılacak, kalan kısım ise gelir veya kurumlar vergisi açısından gider veya maliyet olarak dikkate alınabilecektir.

Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Faturanın Tarifi” başlıklı 229. maddesinde, fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmış, 231/5. maddesinde ise faturanın mal teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanun’un 230. maddesinin 5 numaralı bendinde, malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının, taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlenmesinin ve taşıtta bulundurulmasının şart olduğu hükme bağlanmıştır. Madde hükmünden anlaşılacağı üzere, sevk irsaliyesi ticari mal hareketinin izlenmesi için düzenlenen bir belgedir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, şirketiniz tarafından pazar payını arttırmak amacıyla belli bir ciroyu aşan müşterilerinize vereceğiniz;

– Ticari araç gibi tescile tabi hediyeler için müşterinize teslim tarihinden itibaren yedi gün içinde müşteriniz adına fatura düzenlemeniz gerekmektedir.

– Diğer hediyeler için fatura düzenlenmesine gerek bulunmamaktadır.

Ayrıca, söz konusu hediye ürünlerin taşınması esnasında ise şirketiniz tarafından üzerine “hediyelik ürün” şeklinde bir ibarenin düşüldüğü sevk irsaliyesi düzenlemeniz gerekmektedir.

Maliye Bakanlığı Özelgesi

Tarih: 01.07.2014
Sayı:11395140-105[Mük 257-2012/VUK-1-.]-1751

VUK Md. Mük. 227, Mük. 257

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRİN, ORTAĞI OLDUĞU ŞİRKETİN BEYANNAMELERİNİ  İMZALAYAMAYACAĞI VE ELEKTRONİK ORTAMDA GÖNDEREMEYECEĞİ

Yeminli mali müşavirin, ortağı olduğu şirkete danışmanlık hizmeti veremeyeceği, şirkete ait beyannameleri imzalayamayacağı ve elektronik ortamda gönderemeyeceği hk.

Özelge talep formunuzda; muhasebesi kendi bünyesinde tutulan şirketinizin vergi dairesine verilmesi gereken beyannamelerinin aynı zamanda şirket ortağı da olan danışmanlık hizmeti aldığınız Yeminli Mali Müşavir aracılığıyla gönderildiği belirtilerek, beyannamelerin bu şekilde gönderilmesinin Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliğler uyarınca uygun olup olmadığı hususunda görüş istenilmektedir.

Bilindiği üzere, Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 257. maddesinin 4. fıkrası ile beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususlarında izin vermeye veya zorunluluk getirmeye Maliye Bakanlığı yetkili kılınmış olup, bu yetkiye istinaden yayımlanan 340 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin “V- ARACILIK YETKİSİ VERİLEN GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLER” başlıklı bölümünde; Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 257. maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, 3568 sayılı Kanun uyarınca yetki almış olup bağımsız çalışan Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin (meslek mensuplarının), mükelleflerin vergi beyannameleri, bildirim ve eklerini elektronik ortamda göndermelerinin uygun görüldüğü belirtilmiştir.

Diğer taraftan, 340 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğin “VII- BEYANNAMELERİN İMZALANMASI VE DİĞER HUSUSLAR” başlıklı bölümünde; bu Tebliğ kapsamında gönderilen beyannamenin aynı zamanda; meslek mensubunca da imzalanması gereken bir beyanname olması halinde, e-beyannamenin imzalayan/tasdik eden meslek mensuplarınca gönderileceği belirtilmiştir.

Öte yandan, Vergi Usul Kanunu’na mükerrer 227. maddesi ile Maliye Bakanlığı, vergi beyannamelerinin 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavirler tarafından da imzalanması mecburiyetini getirmeye, bu mecburiyeti beyanname çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibariyle ayrı ayrı uygulatmaya ve buna ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili kılınmış ve bu yetkiye dayanılarak çıkarılan, 4 Sıra No.lu Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliğde konuya ilişkin gerekli açıklamalar yapılmıştır.

Söz konusu düzenleme çerçevesinde, Bakanlığımızın 16.02.1998 tarihli ve 32/3205-9/5090 sayılı genel yazısında, “Yeminli Mali Müşavirler defter tutma hariç serbest muhasebeci mali müşavirlere tanınan yetkileri haiz olduklarından sözleşme yapmak suretiyle danışmanlık hizmeti verdikleri mükelleflerden beyanname imzalatma zorunluluğu bulunanların beyannamelerini imzalayabileceklerdir.”

ifadesine yer verilmiştir.

Bu kapsamda, yeminli mali müşavirlerin sözleşme yapmak suretiyle danışmanlık hizmeti verdikleri mükelleflerden beyanname imzalatma zorunluluğu bulunanların yukarıda belirtilen genel yazı çerçevesinde beyannamelerini imzalayabilmesine imkan bulunmaktadır.

Ancak yeminli mali müşavir, ortağı olduğu şirkette danışmanlık hizmeti veremeyeceği gibi ortağı olduğu bu şirketin beyannamelerini imzalayabilmesine de imkan bulunmamaktadır.

Bu nedenle, danışmanlık hizmeti veren ve aynı zamanda şirket ortağı olan yeminli mali müşavirin şirketinizin imzalanma kapsamındaki beyannamelerini elektronik ortamda göndermesi de mümkün değildir.

Yukarıda yapılan açıklamalara göre, şirket ortağınız olan yeminli mali müşavirin şirketinize danışmanlık hizmeti vermesi, şirketinize ait beyannameleri imzalaması ve elektronik ortamda göndermesi mümkün olmadığından, elektronik ortamda göndermek zorunda olduğunuz şirketinize ait beyannamelerin, elektronik beyanname gönderme aracılık yetkisi almış bulunan başka bir meslek mensubu vasıtasıyla 340 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi gerekmektedir.

 

KAYNAK : E-Yaklaşım Kasım/2014


Yorumları Görüntüle
Hiç yorum yapılmamış.