DUYURULAR
MEHMET MOLLAİSMAİLOĞLU Tarafından Tarihinde yazıldı
Bu yazı 860 defa okundu

MALİYE BAKANLIĞI ÖZELGELERİ



Gelir vergisi mükellefiyetinin ilk tesis edildiği tarih itibarıyla, genç girişimci kazanç istisnası şartlarından biri olan 29 yaşını doldurmamış olup ilgili dönemlerde istisnadan faydalanmayan mükellefin diğer şartları da topluca taşıması halinde, geçmiş dönemlere ilişkin vergi beyannamelerinin düzeltilmesi suretiyle söz konusu istisnadan faydalanmasının mümkün olduğu hk.

Özelge talep formunda, mükellefiyetinizin başladığı 24.05.2016 tarihinde, genç girişimci kazanç istisnasının şartlarından biri olan 29 yaş sınırının altında olduğunuz, fakat 2016 ve 2017 takvim yılı vergilendirme dönemleri ile 2018 takvim yılı birinci geçici vergi dönemine ilişkin verilen beyannamelerinizde söz konusu istisnadan yararlanmadığınızı belirtilerek, anılan vergilendirme dönemlerine ait gelir vergisi ve gelir geçici vergi beyannamelerinde düzeltme yapılıp genç girişimci kazanç istisnasından faydalanılmasının mümkün olup olmadığı konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 20. maddesinde;

“Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle adlarına ilk defa gelir vergisi mükellefiyeti tesis olunan ve mükellefiyet başlangıç tarihi itibarıyla yirmi dokuz yaşını doldurmamış tam mükellef gerçek kişilerin, faaliyete başladıkları takvim yılından itibaren üç vergilendirme dönemi boyunca elde ettikleri bu kazançlarının 75.000 Türk lirasına kadar olan kısmı, aşağıdaki şartlarla gelir vergisinden müstesnadır.

  1. İşe başlamanın kanuni süresi içinde bildirilmiş olması,
  2. Kendi işinde bilfiil çalışılması veya işin kendisi tarafından sevk ve idare edilmesi (Çırak, kalfa veya yardımcı işçi çalıştırmak ya da seyahat, hastalık, askerlik, tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar dolayısıyla geçici olarak işinde bilfiil çalışmamak bu şartı bozmaz.),

İstisna kapsamındaki faaliyetlerden kazanç elde edilmemesi veya istisna haddinin altında kazanç elde edilmesi hallerinde dahi yıllık beyanname verilir.

Bu istisnanın, bu Kanun’un 94. maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

hükmü yer almaktadır.

Konu ile ilgili açıklamaların yapıldığı 292 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin “İstisna Uygulaması” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında, istisnadan, 6663 sayılı Kanun’un Resmî Gazete’de yayımlandığı 10.02.2016 tarihinden itibaren ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle adlarına ilk defa gelir vergisi mükellefiyeti tesis olunanlardan Kanun’da öngörülen şartları taşıyanların yararlanacağı ve dolayısıyla bu tarihten önce işe başlayan mükelleflerin söz konusu istisnadan yararlanamayacağı açıklanmıştır.

Aynı Tebliğ’in, 5. maddesinin dördüncü fıkrasında ise istisnanın her durumda ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle ilk defa gelir vergisi mükellefiyetinin tesis olunduğu dönemden başlamak üzere üç vergilendirme dönemi ile sınırlı olduğu ve önceki faaliyete devam edilirken yeni bir faaliyete başlanılmasının istisna süresini uzatmayacağı açıklamalarına yer verilmiştir.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre, gelir vergisi mükellefiyetinizin ilk tesis edildiği tarih itibariyle (24.05.2016), genç girişimci kazanç istisnası şartlarından biri olan 29 yaşınızı doldurmadığınız anlaşılmış olup diğer şartları da topluca taşımanız halinde, 2016 ve 2017 takvim yılı yıllık gelir vergisi beyannameleriniz ile 2018 takvim yılı gelir geçici vergi beyannamenizin düzeltilmesi suretiyle söz konusu istisnadan faydalanmanız mümkün bulunmaktadır(*)

 

(*)         Bu görüş, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 413. maddesi ile 28.08.2010 tarih ve 27686 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Mükelleflerin İzahat Taleplerinin Cevaplandırılmasına Dair Yönetmelik”te yer alan esaslara göre verilen özelge kapsamında değildir.

Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelgesi

Tarih   : 04.09.2018
Sayı : 30151535-240[2301 -01 ]-E. 113043
İSTİSNA BELGESİ DÜZENLENMESİNDE YATIRIM TEŞVİK BELGESİ VE EKİ MAKİNE TEÇHİZAT LİSTESİ (YERLİ-İTHAL) İBRAZI

02.07.2018 tarihinden itibaren düzenlenen ve 500.000’den başlayarak numara verilen Yatırım Teşvik Belgesi ve Eki Makine Teçhizat Listelerine (Yerli-İthal) istinaden KDV Genel Uygulama Tebliği’nde belirtilen “İstisna Belgesi”nin vergi daireleri tarafından verilmesinde mükelleflerden söz konusu belgelerin kağıt nüshasının talep edilmemesi, 02.07.2018 tarihinden önce düzenlenen Yatırım Teşvik Belgesi ve Eki Makine Teçhizat Listelerine istinaden yapılan “İstisna Belgesi” başvurularında ise söz konusu belgelerin kağıt ortamında talep edilmesi gerektiği hk.

31.05.2018 tarihli ve 30437 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yatırım Teşvik Belgesi İşlemlerinin Elektronik Ortamda Yürütülmesine İlişkin Yetkilendirme Tebliği” gereği 02.07.2018 tarihi itibari ile Ticaret Bakanlığı’na yapılan başvurular üzerine düzenlenecek Yatırım Teşvik Belgesi ve Eki Makine Teçhizat Listeleri (Yerli-İthal) elektronik ortama taşınmıştır.

Başkanlığımızca yapılan çalışmalar sonucunda Ticaret Bakanlığı’ndan Yatırım Teşvik Belgesi ve Eki Makine Teçhizat Listeleri (Yerli-İthal) elektronik ortamda alınmaya başlanmış olup. 02.08.2018 tarihi itibariyle, 02.07.2018 tarihinden itibaren düzenlenen Yatırım Teşvik Belgesi ve Eki Makine Teçhizat Listeleri (Yerli-İthal), GIBINTRANET-KDV ve GIBINTRANET-YBS modülü içinde yer alan “KDV İşlemleri/Yatırım Teşvik Belgesi ve Eki Makine Teçhizat Bildirim Formu Sorgulama” menüsü kullanılarak sorgulanabilmektedir. Söz konusu menünün kullanımına ilişkin olarak 02.08.2018 tarihinde EVDO üzerinden duyuru yayınlanmıştır.

Bu kapsamda, 02.07.2018 tarihinden itibaren düzenlenen ve 500.000’den başlayarak numara verilen Yatırım Teşvik Belgesi ve Eki Makine Teçhizat Listelerine (Yerli-İthal) istinaden KDV Genel Uygulama Tebliğinde belirtilen “İstisna Belgesi”nin vergi daireleri tarafından verilmesinde mükelleflerden söz konusu belgelerin kağıt nüshasının talep edilmemesi gerekmektedir.

Bununla birlikle Ticaret Bakanlığı tarafından 02.07.2018 tarihinden önce düzenlenen Yatırım Teşvik Belgesi ve Eki Makine Teçhizat Listelerine istinaden yapılan “istisna belgesi” başvurularında mükelleflerden söz konusu belgelerin kağıt ortamında talep edilmesi uygulamasına devam edilecektir.

 

Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelgesi

Tarih   : 09.08.2018
Sayı : 69358343-010.05[38-03]-E.105369

6183 s. AATUHK Md. 22/A

MAHKEME İLAMLARI VEYA İCRA EMİRLERİ KAPSAMINDA YAPILACAK ÖDEMELER SIRASINDA DANIŞTAY’IN YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI GEREĞİ VADESİ GEÇMİŞ BORÇ DURUMUNU GÖSTERİR BELGENİN ARANILMAYACAĞI

Danıştay 4. Daire Başkanlığı’nın 30.05.2018 tarihli ve Esas No: 2018/795 sayılı yürütmenin durdurulması kararı gereği, mahkeme ilamları veya icra emirleri kapsamında yapılacak ödemeler sırasında ilgililerden 6183 sayılı Kanun’un 22/A maddesi uyarınca vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgenin aranılmaması gerektiği hk.

Bilindiği üzere, 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 7. maddesiyle değişen ve 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe giren 6183 sayılı Kanun’un 22/A maddesi ile maddede sayılan ödeme ve işlemler sırasında Bakanlığımıza bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge aranılması ve yapılacak ödemelerden istihkak sahiplerinin amme borçlarının kesilerek ilgili tahsil dairesine aktarılması zorunluluğu ile kesintilere asgari tutar ve oran getirme, kapsama girecek amme alacaklarını tür, tutar, ödeme ve işlemler itibarıyla topluca veya ayrı ayrı tespit etme, zorunluluk getirilen ödeme ve işlemlerde hangi hallerde bu zorunluluğun aranılmayacağını ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirleme hususlarında Maliye Bakanı’na yetki verilmiştir.

Söz konusu yetki çerçevesinde yapılan düzenlemeler. Seri: A Sıra No: 9 Tahsilat Genel Tebliği ile değişik Seri: A Sıra No: 1 Tahsilat Genel Tebliği’nin Birinci Kısmının İkinci Bölümünün “V. Amme Alacağı Ödenmeden Yapılmayacak İşlemler ile İşlem Yapanların Sorumlulukları” alt başlıklı kısmında yer almaktadır.

Ancak, anılan Tebliğ’in söz konusu bölümünün (2) numaralı alt bölümünün (a/i) bölümünde yer alan “Mahkeme ilamları veya icra emirleri,” ibaresinin, Danıştay 4. Daire Başkanlığının 30.05.2018 tarihli ve Esas No: 2018/795 sayılı kararı ile yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.

Bu itibarla, mahkeme ilamları veya icra emirleri kapsamında yapılacak ödemeler sırasında ilgililerden 6183 sayılı Kanun’un 22/A maddesi uyarınca vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgenin aranılmaması gerekmekledir.

 

Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelgesi

Tarih: 31.07.2018
Sayı  : 21152195-130[99-2018.1224]-E. 132482

7143 s. K. Md. 5

SMİYB DÜZENLEME ŞÜPHESİ İLE VERGİ İNCELEMESİ DEVAM EDEN MÜKELLEFLERİN 7143 SAYILI KANUN KAPSAMINDA MATRAH ARTIRIMI

SMİYB düzenleme şüphesi ile vergi incelemesi devam eden mükelleflerin vergi incelemesi sonuçlanana kadar matrah artırımında bulunması mümkün olmayıp, inceleme sonuçlandıktan sonra sahte belge düzenleme fiilinin tespit edilememesi durumunda, bu durumun tespitine ilişkin raporun veya yazının mükelleflere tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde yazılı başvurulması, matrah ve vergi artırımı sonucu hesaplanan vergilerin, raporun veya yazının tebliğini izleyen aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde altı eşit taksitte ödenmesi ve 7143 sayılı Kanun’un 5. maddesinde öngörülen diğer şartların yerine getirilmesi koşuluyla bu madde hükümlerinden yararlanabilecekleri hk.

Başkanlığımıza intikal eden olaylardan, SMİYB düzenleme şüphesi ile vergi incelemesi devam eden bazı mükelleflerin 7143 sayılı Kanun kapsamında matrah arttırımında bulunmak istedikleri ancak sistemin “Sahte Belge Düzenleme Fiilinden Hareketle Nezdinizde Yapılan Vergi İncelemesi Devam Etliğinden İncelemeniz Sonuçlanana Kadar Matrah Artırımında Bulunmanız Mümkün Değildir.” şeklinde uyarı verdiği ve matrah arttırımında bulunulamadığı anlaşılmış olup, konuya ilişkin olarak aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek duyulmuştur. Bilindiği üzere, 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunu’nun “Matrah ve Vergi Artırımı” başlıklı 5. maddesinde, sahte belge düzenleme fiili nedeniyle incelemesi devam eden mükelleflerin aynı maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası hükümlerinden yararlanamayacakları, vergi incelemesi tamamlanması sonucunda bu fiillerin varlığının tespit edilememesi durumunda, bu durumun tespitine ilişkin raporun veya yazının mükelleflere tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde yazılı başvurulması, matrah ve vergi artırımı sonucu hesaplanan vergilerin, raporun veya yazının tebliğini izleyen aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde altı eşit taksitte ödenmesi ve Kanun’un 5. maddesinde öngörülen diğer şartların yerine getirilmesi koşuluyla bu madde hükümlerinden yararlanılabileceği hususları düzenlenmiştir.

Konuya ilişkin olarak 1 Seri No.lu Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tebliği’nin “Diğer Hususlar” başlıklı (V/D-6) bölümünde de açıklamalara yer verilmiştir.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar doğrultusunda, SMİYB düzenleme şüphesi ile vergi incelemesi devam eden mükelleflerin vergi incelemesi sonuçlanana kadar matrah artırımında bulunması mümkün değildir.

Söz konusu inceleme sonuçlandıktan sonra sahte belge düzenleme fiilinin tespit edilememesi durumunda ise, bu durumun tespitine ilişkin raporun veya yazının mükelleflere tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde yazılı başvurulması, matrah ve vergi artırımı sonucu hesaplanan vergilerin, raporun veya yazının tebliğini izleyen aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde altı eşit taksitte ödenmesi ve Kanun’un 5. maddesinde öngörülen diğer şartların yerine getirilmesi koşuluyla bu madde hükümlerinden yararlanabilecekleri tabiidir.

 

Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelgesi

Tarih   : 13.06.2018
Sayı : 90792880-155[5216]- 229258

DVK Md. 1, 4

TAŞERONLUK SÖZLEŞMESİNDE DAMGA VERGİSİ 

Tamamı kendisine ait arsa üzerine inşaat yapmakta olan şirket ile imzalanan taşeronluk sözleşmesinin, resmi şekilde düzenlenen kat karşılığı veya hasılat paylaşımı inşaat sözleşmesi kapsamında yapılan bir sözleşme olmadığı dikkate alındığında, 488 sayılı Kanun’una ekli (1) sayılı tablonun “I.Akitlerle İlgili Kağıtlar” başlıklı bölümünün A/15 fıkrası kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmayıp; aynı tablonun I/A-1 fıkrasına göre nispi damga vergisine tabi tutulması gerektiği hk.

Özelge talep formunuzda, tamamı kendisine ait arsa üzerine inşaat yapmakta olan … Hiz. Ltd. Şti. ile şirketiniz arasında demir, beton ve kalıp işçiliği içeren birim fiyatlı taşeronluk sözleşmesi imzalandığı belirtilerek söz konusu sözleşmeye 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tablonun A/15 numaralı fıkrası ve 13.03.2017 tarihli ve 2017/9973 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında damga vergisi oranının “0” sıfır olarak uygulanmasının mümkün olup olmadığı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde; bu Kanun’a ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olacağı; 4. maddesinde, bir kağıdın tabi olacağı verginin tayini için o kağıdın mahiyetine bakılarak buna göre tabloda yazılı vergisinin bulunacağı, kağıtların mahiyetlerinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda kanunlardaki adlarına, belirtilmemiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammun ettiği hüküm ve manaya bakılacağı; mahiyeti tayin edilmek istenen kağıt üzerinde başka bir kağıda atıf yapılmışsa, atıf yapılan kağıdın hükümlerine nazaran iktisap ettiği mahiyete göre vergi alınacağı; mükerrer 30. maddesinin dördüncü fıkrasında, Bakanlar Kurulu’nun, bu Kanun’a ekli (1) sayılı tabloda yer alan maktu vergileri (maktu ve nispi vergilerin asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil) ile nispi vergileri birlikte veya ayrı ayrı, maktu vergilerde on katına, nispi vergilerde ise bir katına kadar artırmaya, uygulanmakta olan maktu vergileri yarısına kadar, (6728 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle değişen ibare; Yürürlük 09.08.2016) nispi vergileri ise kâğıt türleri itibarıyla ayrı ayrı veya birlikte sıfıra kadar indirmeye bu had ve miktarlar arasında yeni had, miktar ve nispetler tespit etmeye yetkili olduğu hükümleri yer almaktadır.

Mezkur Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “I.Akitlerle İlgili Kağıtlar” başlıklı bölümünün “A.Belli Parayı İhtiva Eden Kağıtlar” başlıklı fıkrasının (1) numaralı bendinde, mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknamelerin; 6824 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile eklenen (15) numaralı bendinde ise, resmi şekilde düzenlenen kat karşılığı veya hasılat paylaşımı inşaat sözleşmeleri kapsamında yapı müteahhitleri ile alt yükleniciler arasında düzenlenen inşaat taahhüt sözleşmelerinin nispi damga vergisine tabi olduğu hükümlerine yer verilmiştir.

Diğer taraftan, 15.03.2017 tarihli ve 30008 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 13.03.2017 tarihli ve 2017/9973 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tablonun “I.Akitlerle İlgili Kağıtlar” başlıklı bölümünün “A.Belli Parayı İhtiva Eden Kağıtlar” başlıklı fıkrasının (15) numaralı bendinde yer alan, resmi şekilde düzenlenen kat karşılığı veya hasılat paylaşımı inşaat sözleşmeleri kapsamında yapı müteahhitleri ile alt yükleniciler arasında düzenlenen inşaat taahhüt sözleşmelerine “0” (sıfır) nispetinde damga vergisi uygulanacağı karara bağlanmıştır.

Özelge talep formunuz ekinde yer alan ve şirketiniz ile … Hiz. Ltd. Şti. arasında …/…/2017 tarihinde düzenlenen Taşeronluk Sözleşmesinin 2. maddesinde, sözleşme konusunun taşeron tarafından “… Binası” işine ait kaba inşaat (demir, kalıp, beton) işinin imalatı ve işçiliğinin her şey dahil yapım hizmetinin yapılması olduğu belirtilmiştir.

Bu durumda, …/…/2017 tarihinde imzalanan taşeronluk sözleşmesinin, resmi şekilde düzenlenen kat karşılığı veya hasılat paylaşımı inşaat sözleşmesi kapsamında yapılan bir sözleşme olmadığı dikkate alındığında, 488 sayılı Kanun’una ekli (1) sayılı tablonun “I.Akitlerle İlgili Kağıtlar” başlıklı bölümünün A/15 fıkrası kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmayıp; aynı tablonun I/A-1 fıkrasına göre nispi damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

 

Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelgesi

Tarih   : 19.01.2018
Sayı : 347823 32-110[639-7288]-E. 11845

VUK Md. 12

6183 s. AATUHK Md. 7

MİRASI REDDETMEMİŞ SAYILAN YASAL MİRASÇILARIN MİRAS BIRAKANIN VERGİ BORCUNDAN SORUMLULUĞU  

Miras bırakan mükellefin vefatı nedeniyle yasal mirasçılarının Veraset İlamından tespit edilerek, mirası reddedip etmediklerinin araştırılması ve mirasın reddedilmemiş olması halinde kendilerine herhangi bir mal, hak veya alacak intikal edip etmediğine bakılmaksızın hisseleri oranında takibata tabi tutulmaları gerektiği hk.

Yazınızda; Müdürlüğünüzün sicil numarasında kayıtlı mükellefi ..’in, 05.09.2006 tarihinde vefat ettiği, 1.209,75 TL vergi borcu bulunduğu, söz konusu borçlarla ilgili olarak mirasçılarına ödeme emri düzenlendiği ve tebliğ edildiği, ancak miras bırakılan 3 adet taşınmaz ve nakit paranın İzmir İli Milli Eğitim Müdürlüğüne bağışlandığının anlaşıldığı belirtilerek, varisler hakkında yapılacak işlemlerle ilgili görüşümüzün bildirilmesi istenilmektedir.

Ayrıca, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 496. maddesinde; mirasbırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alacağı,

  1. maddesinde, mirasçılar mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazandığı, mirasçıların Kanun’un 605. maddesinin 1. fıkrası uyarınca red beyanı ile koşulsuz şartsız mirası reddedebilecekleri, ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise mirası reddedilmiş sayılacağı,
  2. maddesinde, mirasçıların yasal süresi içinde mirası reddetmedikleri takdirde mirası kayıtsız şartsız kazanmış olacakları, ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçının, mirası reddedemeyeceği,
  3. maddesinde, mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkının kendi mirasçılarına geçeceği, bu mirasçılar için ret süresinin, kendilerinin mirasbırakanına mirasın geçtiğini öğrendikleri tarihten başlayacağı, hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 12. maddesinde;

“Ölüm halinde mükelleflerin ödevleri, mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılarına geçer. Ancak, mirasçılardan herbiri ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olurlar.” denilmektedir.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 7. maddesinde;

“Borçlunun ölümü halinde, mirası reddetmemiş mirasçılar hakkında da bu Kanun hükümleri tatbik edilir. Borçlunun ölümünden evvel başlamış olan muamelelere devam olunur. Terekenin bir mahkeme veya iflas dairesi tarafından tasfiyesini gerektiren haller bu hükmün dışındadır.

Mirasın tutulan defter mucibince kabulü halinde, mirasçı, deftere kaydedilmemiş olsa dahi amme alacağından mirastan kendisine düşen miktar ile mesuldür.

Defter tutma muamelesinin devamı müddetince satış yapılamaz.”

hükmü yer almaktadır.

Bununla beraber, Seri A Sıra No: 1 Tahsilat Genel Tebliği’nin Birinci Kısmının “Kanun’un Kapsamı, Terimler, Görevli ve Yetkililer” başlıklı birinci bölümünün “Borçlunun Ölümü ve Ölüm Halinde Takibin Geri Bırakılması” başlıklı III numaralı alt bölümünde gerekli açıklamalara yer verilmiştir.

Buna göre, miras bırakan mükellef …’in 05.09.2006 tarihinde vefatı nedeniyle yasal mirasçılarının Veraset İlamından tespit edilerek, mirası reddedip etmediklerinin araştırılması ve mirasın reddedilmemiş olması halinde kendilerine herhangi bir mal, hak veya alacak intikal edip etmediğine bakılmaksızın hisseleri oranında takibata tabi tutulmaları gerekmektedir.

Yazarlar : ‘- -‘


Yorumları Görüntüle
Hiç yorum yapılmamış.