GENEL
MEHMET MOLLAİSMAİLOĞLU Tarafından Tarihinde yazıldı
Bu yazı 453 defa okundu

Konkordato


1- GİRİŞ

Bu yazıda adi konkordatoya ilişkin yasa maddelerinin ve gerekçelerinin değerlendirilmesi yolu ile uygulamada kolaylık sağlanması amaçlanmıştır. Bu nedenle yer yer Yasa maddeleri ve gerekçeleri aynen alınmıştır.

Tasarının genel gerekçesine baktığımızda, İcra İflas Kanunu’nda değişiklikler yaparak neden konkordato kurumunun aktif hale getirmek istendiğini görmekteyiz. Gerekçeye göre  “Tasarıda yer alan en önemli değişiklik, bünyesinde pek çok sorunu barındıran iflas erteleme kurumunun yürürlükten kaldırılması ve konkordato kurumunun etkin ve işlevsel bir yapıya kavuşturulmasıdır.

Ülkemizde 2003 yılından bu yana uygulanan iflasın ertelenmesi kurumu, ihdas amacının gerçekleştirilmesi konusunda isteneni verememiştir. Bu sebeple 15 Temmuz 2016 tarihinde kabul edilen 6728 sayılı Kanunla iflasın ertelenmesi kurumu revize edilmiştir. İflasın ertelenmesi kurumunda alacaklıların herhangi bir şekilde söz sahibi olmaması, sürecin borçlu ve mahkeme arasında yürütülmesi ve yaşanan yargılama sorunları birlikte değerlendirildiğinde bu kurumun tamamıyla yürürlükten kaldırılması ve bunun yerine alacaklılar ile borçlunun bir müzakere sonrasında anlaşmaları ve bu anlaşmanın mahkemece tasdiki esasına dayanan konkordato kurumunun daha etkin ve aktif bir şekilde kullanılması ticari ve sosyal hayat bakımından bir ihtiyaç olarak görülmüştür.”

Ayrıca tasarının madde gerekçelerinde “Borca batık durumdaki sermaye şirketi veya kooperatifin mali darboğazı aşması ve ekonomi içindeki üretken konumunu devam ettirmesi amacına yönelik olarak kabul edilen iflasın ertelenmesi kurumu, uygulamada ortaya çıkan sorunlar ve kötüye kullanım nedeniyle Tasarıyla kaldırılmakta ve aynı amaca konkordato kurumu gözden geçirilip işlevsel hale getirilmek suretiyle varılmak istenmektedir. Bu kapsamda maddeyle, Türk Ticaret Kanunu’nun 377 ve 634. maddeleri ile Kooperatifler Kanunu’nun 63. maddesinde uyum düzenlenmesi yapılarak sermaye şirketleri ve kooperatifler bakımından iflas erteleme yerine konkordato talebinde bulunabilecekleri hükme bağlanmaktadır.” denilerek düşüncenin anlatımı kuvvetlendirilmiştir.

Genel gerekçede yer alan bu açıklamaya katılmamak mümkün değildir. Ancak, konuyu biraz daha geriye götürerek değerlendirmekte ve hatalarımızı sergilemekten kaçınmamız gerekmektedir.

Konkordato kurumu, İİK’un geçmişinde de var olan bir kurumdur. Bu kurumun problemlere yeterince cevap vermemesi nedeniyle, önce İstanbul yaklaşımı dediğimiz bir uygulamaya ağırlık verilmiştir. İstanbul yaklaşımı da konkordato kurumunda olduğu gibi, temelini hukukta yer alan sulh kurumundan almıştır. İstanbul yaklaşımında da, borçlu ile alacaklı arasında belirli konularda anlaşma sağlanması böylece, günümüzde geçerli olan bir söylemle “kazan-kazan” yöntemi ile sorunların çözümlenmesi arzu edilmiştir. İstanbul yaklaşımında hareketin başında alacaklı bankalar yada alacaklı bir banka yer aldığı için kanımca, İİK yer alan konkordatoya göre, daha düzgün işlemesi gereken bir kurum olarak karşımıza çıkmıştır. Ancak, bu yaklaşıma yasal çerçeve verilmeyerek uygulamasının işlerlik kazanması önlenmiştir.

Konkordatonun işlerlik kazanmamış olması, bu konuda yetişmiş insan kaynağının olmamasından kaynaklanmaktaydı.

Daha sonra yeni bir çözüm aranmış ve sermayenin kaybı nedeniyle uygulanması gereken ETTK maddesinden yararlanılmıştır. Söz konusu madde aslında Yasa’nın ilk halinde var olan bir maddedir. Madde, sermayenin kaybı nedeniyle doğan zorunlu iflas halinden kurtulmayı/kurtarmayı amaçlamıştır. Böylece, iş dünyasının zararını azaltma amaçlanmıştır. ETTK’da var olan yasal hükümler yetersiz kalınca ETTK ve İİK bazı değişiklikler yapılarak “iflasın ertelenmesi” kurumuna canlılık getirilmek istenmiştir. Ne yazık ki yetişmiş insan kaynağındaki problemler, bu kurumunda çözüm olmasına engel olmuştur.

15 Temmuz’da sonra çıkarılan KHK’lerle konuya çözüm getirilmeye çalışılmış ise de yeterince başarılı olunamadığından ötürü, bu günkü değişiklik yapılmıştır.

İflas erteleme ve bu konuya ilişkin KHK’lere ilişkin olarak düşündüklerimi daha önce sizlerle paylaşmıştım.

Bu konunun çözüme kavuşması için öncelikle mahkeme bilirkişilerinin konu hakkında yetişmiş olması gerekmektedir. Çünkü, bunlar, mahkemeye sunulan konkordato ve iflas erteleme taleplerinin ekinde yer alan mali tabloları ve borçlunun defter ve belgelerini değerlendirme konusunda hata yapmaması gereken kişilerdir. Hakimin talebi olumlu yada olumsuz karara bağlayabilmesi için bu değerlendirmelerin gerçek anlamda uzman olan bilirkişiler aracılığı ile saptanması gerekir. Bu değerlendirmeler yapılırken acıma, hatır yada benzer nedenlerle borçlu yanında yer alan rapor düzenlenmesi, mahkemeleri zan altında bırakan davranışlar olduğu için mutlaka sağlıklı bilirkişiler tarafından hazırlanmalıdır. Geçmiş dönemin en büyük problemi inceleme yapan bilirkişilerin mali tabloları analiz yeteneği olmayan daha çok günlük muhasebe bilgisi ile donanmış kişilerin bilirkişi olarak görev almasından kaynaklanmıştır.

Daha sonraki aşamada, özellikle iflas ertelemede, mahkemelerin kayyum görevlendirmesinde bunların güvenilir kişi olmalarına özen göstermelerine rağmen bunların başına geçirildikleri işletmenin özelliklerini bilen hatta yönetim bilgisine sahip olan kişilerden oluşmasına gereken özen gösterilmemiştir. Ancak, bu vasıflara sahip bir kayyumun yani kriz yönetiminde başarılı bir yönetici atamak ve ondan bu krizli işletmeyi düze çıkarmasını yada düze çıkarmak için şirketin eski yöneticileri tarafından yapılan işlemleri denetlemesini beklemek mümkün değildir. Çünkü bu kişilere mahkeme tarafından ödenen ücretler piyasa koşulları ile bağdaşmayacak kadar küçüktür.

Bu konuda daha fazla bir şeyler söylemek istemiyorum. Ancak neden berber olmak için belirli bir eğitim aranmış olmasına rağmen tacir olmak için okuma yazma bile aranmaz anlamış değilim. Yeni TTK’nın anonim şirketler yönetim kurulunun oluşumunda en az bir üye için aradığı eğitim koşulunun neden Yasa’dan çıkarıldığını da anlamış değilim.

Bu genel değerlendirmeden sonra, 7101 sayılı Kanunla İİK yapılan değişiklikler ışığında  günümüzdeki konkordatoyu değerlendirmekte yarar bulunmaktadır.

II- KİMLER KONKORDATO TALEP EDEBİLİR

Toplumda yer etmiş fakat yanlış olan kanıya göre, konkordato ancak gerçek kişi tacirler ve ticaret şirketleri tarafından istenebilir. Bu kanı doğru değildir. Çünkü İİK 285 maddesine göre, “herhangi bir borçlu” yada “iflas talebinde bulunabilecek her alacaklı” konkordato talep edebilir.  Zaten Yasa’nın 286 maddesinin (e) bendine göre küçük işletmelerin de konkordato talep edebileceği hüküm altına alınmıştır.

Bir işletmenin küçük işletme olup olmaması 03.06.2011. tarihli ve 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 maddesine göre çözümlenmelidir.

III- KONKORDATO TALEBİ İÇİN HANGİ MAHKEMEYE BAŞVURULMALIDIR

İİK 285 maddesi konkordato talebinin bir dilekçe ile yapılacağını hükme bağlamıştır. Yasa’ya göre iflasa tabi borçlular için yetkili ve görevli mahkeme, İİK 154 maddesinin birinci veya ikinci maddesinde yer alan asliye ticaret mahkemesine yapılmalıdır.

İİK 154 maddesine göre, İflâs yoluyla takipte yetkili mercii, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu mahaldeki icra dairesidir.

Merkezleri yurt dışında bulunan ticari işletmeler hakkında yetkili mercii, Türkiye’deki şubenin, birden ziyade şubenin bulunması halinde merkez şubenin bulunduğu yerdeki icra dairesidir.

Gene aynı madde hükmüne göre “ Şu kadar ki, iflâs davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve iflâs davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır.” Yasa’da yer alan bu hüküm nedeniyle, konkordato taleplerindeki yetkili ve görevli mahkemeye ilişkin hükmün re’sen gözetilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

TTK 376. maddesinde yer alan sermaye kaybı ve borca batıklık nedeniyle iflas talebinde yetkili ve görevli mahkeme, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi’dir.

IV- HANGİ HALLERDE KONKORDATO TALEP EDİLEBİLİR

İİK 285. maddesine göre “Borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir.”

V- KONKORDATO TALEBİNE EKLENECEK BELGELER

Bu konu İİK 286. maddesinde ikiye ayırarak incelenmiştir. Ayrım işletme büyüklüğüne yöneliktir. Küçük işletmelerden bağımsız denetim kurumunca düzenlenmesi gereken, finansal analiz raporları istenmemektedir. Belgelerin dilekçe ekinde yer almaması istenmeyen sonuçlara yol açacağından daha doğrusu İİK 287. maddesi gereğince mahkemece inceleme yapılabilmesi ve geçici mühlet verilebilmesi şart olduğundan İİK 286. maddesini aynen aşağıya aldım.

a- Borçlunun borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka bir yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren konkordato ön projesi.

b- Borçlunun malvarlığının durumunu gösterir belgeler; borçlu defter tutmaya mecbur kişilerden ise Türk Ticaret Kanunu’na göre hazırlanan son bilanço, gelir tablosu, nakit akım tablosu, hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden hazırlanan ara bilançolar, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri ile elektronik ortamda oluşturulan defterlere ilişkin e-defter berat bilgileri, borçlunun malî durumunu açıklayıcı diğer bilgi ve belgeler, maddi ve maddi olmayan duran varlıklara ait olup defter değerlerini içeren listeler, tüm alacak ve borçları vadeleri ile birlikte gösteren liste ve belgeler.

c- Alacaklıları, alacak miktarlarını ve alacaklıların imtiyaz durumunu gösteren liste.

d- Konkordato ön projesinde yer alan teklife göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar ile borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı olarak gösteren tablo.

e- Sermaye Piyasası Kurulu veya Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nca yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından hazırlanan ve konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu gösteren finansal analiz raporları ile dayanakları.

Unutulmaması gereken Yasa gereğince istenilen mali tabloların en çok başvuru tarihinden kırk beş gün önceki bir tarihi taşımış olmasıdır. Daha eski tarihli mali tablolar geçerli değildir.

Yasa koyucu bununla da yetinmemiş ve borçluya, “… konkordato sürecinde mahkeme veya komiser tarafından istenebilecek diğer belge ve kayıtları da ibraz etmek…” zorunluluğundadır hükmünü de getirmiştir.

Konkordato komiserlerinin hangi koşullarda belge isteyebilecekleri 2 Haziran 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Yönetmeliğin 8. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre “Konkordato komiseri görevi kapsamında ihtiyaç duyduğu bilgi ve belgeleri, özel ve kamu kurum ve kuruluşları ile ilgililerden talep edebilir, doğrudan yazışma yapabilir ve iletişim kurabilir.”

Bu aşamada sorulması gereken bir soru, belgelerin noksan olması halinde HMK 115/2. maddesi gereğince mahkemenin bu noksanlıkların giderilmesi için kesin süre verip vermeyeceğine ilişkindir. Kanımca, verilmesi gerekmektedir. Üstelik gecikme borçlunun zararına olduğuna ve İİK’da talebin red edilmesi gerektiğine ilişkin bir hüküm olmadığına göre HMK 115/2. maddesi gereği süre verilmelidir.

Elbette İİK 285/son maddesinde yer alan konkordato gider avansının da dilekçe ekinde yer alması şarttır. Madde gerekçesine göre, gider avansının yatırılmamış olması halinde HMK 115. maddesinin uygulanması yani kesin süre verilerek gider avansının yatırılmasının istenmesi yatırılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması gerekir. İİK 285. maddesinin gerekçesinde yer alan bu husus, diğer belge noksanları için de kesin süre verilmesi yönündeki düşüncemi doğrulamaktadır.

Eğer konkordato talebi, alacaklılar tarafından yapılmış ise, bu belgeler, mahkemenin borçluya vereceği süre içinde ve masrafları alacaklı tarafından karşılanmak üzere dosyaya sunulur. Kanımca, burada İİK 287/2. maddesine göre verilen süre kesin süredir.

Madde gerekçesine göre “İflasın ertelenmesi kurumuna ilişkin uygulama ve tecrübe de dikkate alınarak, bu konunun daha sıkı bir biçimde disiplin altına alınması gerektiği düşüncesiyle talep sahibi borçlu şirketin mali ve finansal durumunu net bir şekilde ortaya koyan belge ve tabloların konkordato talebiyle birlikte mahkemeye sunulması istenmektedir. Bu çerçevede adi (tacir olmayan) bir borçlu malvarlığının durumunu gösteren belgeleri ibraz edecek; iflasa tabi borçlular ise birinci fıkrada bentler halinde sayılan belge ve tabloları sunmak zorunda olacaklardır. Bunlar, konkordato talebiyle birlikte mahkemeye sunulması gereken asgari belge ve tablolardır.” denilmekte ve devamla  “Yalnız, konkordatoda, bir yenilik olarak, nakit akım tablosuna yer verilmektedir. Bu tablo Türk uygulamasında borsaya kote şirketler dışında pek hazırlanmamakla birlikte, tacirin mali ve finansal durumunun isabetli şekilde teşhisi bakımından büyük önemi haizdir.

Maddenin birinci fıkrasının (a) bendi konkordato projesinin (teklifinin) asgari olarak içermesi gereken hususlara ilişkindir. Bu bir ön projedir; geçici mühlet ve kesin mühlet zarfında değiştirilerek netleştirilebilecek ve böylece alacaklılar toplantısına başlangıçtaki ön projeden farklı bir konkordato projesi sunulabilecektir.

Maddede ayrıca Sermaye Piyasası Kurulu veya Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nca yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından hazırlanan ve konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu gösteren finansal analiz raporlarının da konkordato talebiyle birlikte mahkemeye sunulması istenmekte ve böylece başarı ihtimali bulunmayan konkordato taleplerinin engellenmesi amaçlanmaktadır. Ancak, küçük işletmeler finansal analiz raporu ibrazı mecburiyetinin dışında tutulmuştur” şeklinde açıklamaya yer verilmektedir.

VI- GEÇİCİ MÜHLET KARARI

Mahkeme, dava dilekçesinin sunulması ile birlikte, dilekçe ekinde yer alan belgelerin eksiksiz olup olmadığını kontrol eder ve tam olduğunu saptadığı takdirde başkaca bir incelemeye gerek olmaksızın geçici mühlet kararı verir. Bu uygulama hukukumuzda yenidir. Amaç, borçluya ihtiyacı olan tedbirlerin gecikmeksizin sağlanmasıdır. Yasa koyucu bu maddenin yürürlüğe konulmasında ki amacı “Geçici konkordato mühleti ile birlikte mahkemenin borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirlere karar vereceği ve konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla bir geçici konkordato komiseri atayacağı hükme bağlanmaktadır. Konkordatonun başarıya ulaşması ile kastedilen husus, konkordato talebinde bulunanın mali durumunun düzelmesinin mümkün olup olmadığı veya konkordato teklifinin tasdiki şartlarının yerine gelip gelemeyeceğidir.”

Yasa’nın gerekçesine göre “Maddenin birinci fıkrasında 297. maddeye yapılan atıf sınırlı şekilde anlaşılmamalıdır; mahkeme uygun gördüğü takdirde borçlu aleyhine başlatılmış veya talepten sonra başlatılacak icra ve iflas takiplerinin durdurulmasına veya yasaklanmasına da karar verebilir. Yalnız, buradaki yasaklama icra ve iflas takibinin başlatılamaması olarak değil, başlatılıp yürütülememesi, örneğin ödeme emri gönderilememesi olarak anlaşılmalıdır.”

Mahkeme bu kararı ile birlikte, konkordatonun başarıya ulaşıp ulaşmayacağını incelemesi amacıyla konkordato komiseri yada üç kişiyi geçmemek üzere komiserleri atar. Bu komisere geçici mühlet konkordato komiseri denir.

VII- GEÇİCİ MÜHLETİN İLANI

Bu husus Yasa’nın 288. maddesinde düzenlenmiştir.

Madde gerekçesine göre “Maddeyle, geçici mühletin sonuçları, ilanı ve bildirimi düzenlenmekte; geçici mühletin, kesin mühletin sonuçlarını doğurması esası kabul edilmektedir. Maddede ayrıca geçici mühlet kararının Ticaret Sicili Gazetesi ile Basın İlan Kurumu’nun resmi ilan portalında ilan edileceği ve ilgili kurum ve kuruluşlara bildirileceği hükme bağlanmaktadır.

Yine Mehaz Kanun’daki düzenlemeden farklı olarak ve Türk Hukuku’nda iflas, konkordato ve iflasın ertelenmesi usullerinde yerleşmiş olan kural ve uygulamaların devamı olmak üzere, alacaklıların ilandan itibaren yedi günlük kesin süre içinde dilekçeyle itiraz ederek mahkemeden konkordato talebinin reddini isteyebilecekleri öngörülmektedir.”

İİK 288/3. maddesi gereğince, “Geçici mühletin uzatılmasına ve geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ilişkin kararlar da ikinci fıkra uyarınca ilân olunur ve ilgili yerlere bildirilir”. 
VIII- GEÇİCİ MÜHLET KOMİSERİNİN ATANMASINDA ARANILACAK KOŞULLAR VE GÖREVLERİ

Geçici mühlet hükümet komiserlerinin temel görevi, geçici mühlet süresince, yapacağı inceleme ile, konkordatonun başarıya ulaşıp ulaşmayacağını tetkik etmektir. Ayrıca İİK 290. maddesinde yer alan kesim mühlet komiserine ilişkin hükümler de kıyasen uygulanır.

Komiserlerin nitelikleri, yasaklılık sebepleri ve yasak işler ile Konkordato komiserliğinden kaçınma ve ayrılma sebepleri Adalet Bakanlığı’nca hazırlanacak olan yönetmelikle belirtilir. Ayrıca, atanan her komiser BAM’da tutulan bilirkişiler siciline kaydedilir. Bir komiser aynı anda beş dosyada komiser olarak görev alamaz.

Sicil ile ilgili geniş bilgi 2 Haziran 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmeliğin 9. maddesinde yer almaktadır. Söz konusu madde;

“1- Bilirkişilik bölge kurulları tarafından, konkordato komiseri olarak görevlendirilen kişinin bilgileri, görevlendirme tarihi, görevin sona ermesi ve sebeplerini içeren özel sicil tutulur.

2- Bu sicil, bir kişinin aynı anda beşten fazla dosyada konkordato komiseri olarak görev almamasının ve konkordato komiserliği görevine son verilme sebeplerinin takibini sağlar.

3- Görevlendirilen konkordato komiseri, sicile kaydedilmek üzere mahkeme tarafından bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin kurulu bulunduğu yerdeki bilirkişilik bölge kuruluna derhal bildirilir. Bu bildirim aşağıdaki hususları kapsar:

a- Görevlendirmeyi yapan mahkemenin adı ve dosyanın esas numarası.

b- Komiserin adı ve soyadı ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası.

c- Komiserin yerleşim yeri ve iletişim bilgileri.

ç- Komiserin mesleği, uzmanlık alanı, çalıştığı kurum veya kuruluşun adı.

4- Komiserin görevinin sona ermesi halinde bu durum mahkemesince sebepleri ile birlikte derhal bilirkişilik bölge kuruluna bildirilir.

5- Sicil, hâkim ve Cumhuriyet savcılarının erişimine açıktır.” hükmünü içermektedir.

2 Haziran 2018 tarihli Resmi Gazete2de yayınlanan yönetmeliğin konkordato komiserinin nitelikleri ile ilgili maddeleri şöyledir.

“Konkordato komiserinin nitelikleri

MADDE 4; 

1- Konkordato komiseri olarak görevlendirilecek kişilerde aşağıdaki nitelikler aranır:

a- Türk vatandaşı olmak.

b- Tam ehliyetli olmak.

c- En az dört yıllık lisans eğitimi veren fakültelerden veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurt içindeki veya yurt dışındaki öğretim kurumlarından mezun olmak ve beş yıldan az olmamak üzere mesleki tecrübeye sahip bulunmak.

ç- İflas etmemiş olmak.

d- Son üç yıl içinde görevin gerektirdiği özen yükümlülüğüne uymadığından dolayı konkordato komiserliği görevine son verilmemiş olmak.

e- Görevlendirildiği tarih itibarıyla disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten yasaklanmamış olmak.

f- Kamu hizmetinden yasaklı olmamak.

g- Fiilen yürütmekte olduğu mesleğinin ilgili mevzuatında, konkordato komiserliğini yürütmesine engel bir hüküm bulunmamak.

ğ- 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak.

h- Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak.

2- Konkordato komiseri olarak üç kişinin görevlendirilmesi halinde, seçilecek komiserlerden birinin hukukçu ve birinin de yeminli mali müşavir olması tercih edilir.

3- Bir kişi eş zamanlı olarak beşten fazla dosyada geçici komiser ve komiser olarak görev yapamaz.

Konkordato komiserinin yasaklılık sebepleri ve yasak işler

MADDE 5;

1- Konkordato komiseri;

a- Kendisinin,

b- Karı veya kocasının, nişanlısının yahut kan ve kayın alt ve üstsoyunun veya üçüncü derece dâhil olmak üzere bu dereceye kadar olan kan ve kayın hısımlarının,

c- Kanuni temsilcisi veya vekili, çalışanı, kayyımı ya da yasal danışmanı bulunduğu bir şahsın,

menfaati olan işleri göremeyip derhal görevlendirmeyi yapan asliye ticaret mahkemesine haber vermek zorundadır. Mahkeme tarafından müracaat yerinde görülürse komiserin görevine son verilir.

2- Konkordato komiseri, görevi kapsamında kendisi veya başkaları hesabına sözleşme yapamaz, yaparsa hükümsüzdür.

Konkordato komiserliğinden kaçınma ve ayrılma sebepleri

MADDE 6;

1- Aşağıdaki kişiler konkordato komiserliği görevini kabul etmekten kaçınabilirler:

a- Bedensel engelleri veya sürekli hastalıkları sebebiyle bu görevi yapmakta güçlük çekecek olanlar.

b- Uhdesinde birden fazla konkordato komiserliği görevi bulunanlar.

c- Mahkemece kabul edilecek başkaca bir mazereti bulunanlar.

2- Konkordato komiseri haklı bir mazeretin ortaya çıkması halinde görevden ayrılmayı beş gün içinde talep edebilir. Mazeretin kabulü mahkemenin takdirine bağlıdır.”

Konkordato komiserinin yükümlülükleri de aynı yönetmeliğin 7 maddesinde düzenlenmiştir.

“Konkordato komiserinin yükümlülükleri;

MADDE 7;

1- Konkordato komiseri 2004 sayılı Kanun’da belirtilen görevlerini yerine getirirken aşağıdaki yükümlülüklere uymak zorundadır:

a- Görevini Kanun, yönetmelik ve dürüstlük kuralları çerçevesinde tarafsız, objektif ve özenle yerine getirmek.

b- Kendisine tevdi olunan görevi bizzat yerine getirmek.

c- Görevi sebebiyle öğrendiği sırların gizliliğini sağlamak ve korumak.

ç- Görevi sırasında elde ettiği bilgileri, kendisi, yakınları veya üçüncü kişiler yararına doğrudan veya dolaylı bir menfaat elde etmek için kullanmamak.

d- Görev, unvan ve yetkilerini kullanarak kendisi, yakınları veya üçüncü kişiler lehine menfaat sağlamamak, hediye kabul etmemek ve aracılıkta bulunmamak.

2- Birinci fıkranın (c), (ç) ve (d) bentlerinde sayılan yükümlülükler komiserlik görevi sona erdikten sonra da devam eder.

3- Birinci fıkrada sayılan yükümlülüklere aykırı davranan komiserin görevine mahkemece son verilir. Bu durum derhal bilirkişilik bölge kuruluna ve ayrıca eylemin suç oluşturması halinde Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirilir.”

İİK 290/3. maddesine göre, komiserlerin işlemleri hakkında yapılan şikâyetler Asliye Ticaret Mahkemesi’nce kesin olarak karara bağlanır.

IX- GEÇİCİ MÜDDETİN SÜRESİ

Bu husus İİK 287/2 ve maddelerinde düzenlenmiştir. Maddeye göre “Geçici mühlet üç aydır. Mahkeme bu üç aylık süre dolmadan borçlunun veya geçici komiserin yapacağı talep üzerine geçici mühleti en fazla iki ay daha uzatabilir, uzatmayı borçlu talep etmişse geçici komiserin de görüşü alınır. Geçici mühletin toplam süresi beş ayı geçemez.

  1. ve 292. maddeler, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanır.”

Maddede İİK 291 ve 292 maddelerine yapılan atıf nedeniyle, eğer borçlunun geçici mühlet içinde mali durumu düzelirse yada İİK 292 maddede belirtilen koşulların yani;

“a- Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.

b- Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.

c- Borçlu, 297. maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa.

d- Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse.

İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine”

mahkeme geçici mühletin kaldırılmasına karar verir.

Bu noktada geçmişte yaşanan bir deneyi hatırlamak isterim. Kötü niyetli iflas ertelemesi isteyenler, ilk aşamada tedbir talebini elde ettikten sonra, özellikle dosya Yargıtay’a gittikten sonra, işyerini elinde tutmak, iyileştirme projesi doğrultusunda iş yapmak yerine yan gelir yatmayı tercih etmekteydiler. Bu aşamada ilk derece mahkemesi, tedbir kararının kaldırılması yoluna gitmemekte bazı kararlar nedeniyle kesinleşmeyi beklemekteydiler. Yasa’da yer alan bu değişiklik, iflasın ertelenmesinde yapılabilse idi yada ilk derece mahkemeleri, tedbir verilmesine ilişkin hususların kalktığını gördüğünde tedbirleri kaldırabilse idi iflasın ertelemesi daha başarılı uygulanabilirdi. Bu nedenle yeni uygulamada yer alan bu maddenin doğruluğuna inanmak istediğimi belirtmek isterim.

X- GEÇİCİ MÜDDET VERİLDİĞİNE İLİŞKİN İLAN YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Geçici mühlet verildiğine ilişkin karar İİK 288. maddesinde gösterilen yerlere bildirilir ve Ticaret Sicili ile Basın İlan Kurumu’nun resmi portalında ilan olunur.

XI- KESİN MÜHLET AŞAMASI

İlk derece mahkemesi, konkordato başvurusu ile birlikte evrakları tamam olduğunu yada HMK 115. maddesi kapsamında tamamlaması mümkün olanların tamamlanmasını sağladıktan ve konkordato giderinin yatırıldığını anladıktan sonra geçici mühlet kararını verecektir.

Geçici mühlet süreci başladığında, ilk derece mahkemesi, bir duruşma yapar, bu duruşma için

  • Mahkeme konkordato talep edeni (borçlu yada alacaklı) duruşmaya davet eder.
  • Geçici mühlet komiserinin raporunu alır. Gerekirse komiseri duruşmaya davet eder.
  • İİK. 288 maddesi hükmünden yararlanarak konkordato geçici mühletine itiraz eden alacaklıların itirazlarını değerlendirir ve bunları da duruşmaya davet eder.

Her ne kadar maddenin yazılımında, itiraz eden alacaklıların, duruşmaya davet edilmesi gerektiği net bir şekilde anlaşılmıyorsa da madde gerekçesinde bu husus açıkça belirtilmiştir. Ayrıca, itiraz edenin hukuki hakkını tam olarak kullanabilmesi için, yazı ile bildirdiği itiraz nedenlerini sözlü olarak dile getirmesi doğal hakkıdır.

İlk derece mahkemesi bu duruşmada, kesin mühlet aşamasına geçilip geçilmeyeceğinin kararını verecektir. Her ne kadar, birden fazla duruşma yapılıp yapılmayacağı Yasa’da yer almıyorsa da, yargılamanın maddi anlamda sevk ve idaresi hakim de olduğundan ve hakimin davayı aydınlatma görevi bulunduğundan ötürü, eğer bir zorunluluk varsa, örneğin duruşmada geçici mühlet komiserinin duruşmaya gelmesine gerek görmemiş olmasına rağmen, duruşmada bu kanısından dönerek geçici mühlet komiserini dinlemek isterse yeni bir duruşma yapmasında bence bir sakınca yoktur.

İlk derece mahkemesi, geçici mühletin kaldırılmasına karar vereceği gibi, kesin mühlet verilmesine de karar verebilir.

Kesin mühlet kararı verilebilmesi için, hakim tarafından, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu anlaşılmalıdır.

Kesin mühlet İİK 289/3. maddesine göre, bir yıldır. Eğer kesin mühlette görevli komiser yada komiserlerin resen verecekleri veya borçlunun süre uzatımı talebi nedeniyle mahkemece istenen raporun değerlendirilmesinin sonucunda kabul yada ret edilir. Eğer ret edilirse, kesin mühlet kaldırılır ve konkordato talebinin reddine karar verilir.

Kesin mühlet verilmesi halinde, ilk derece mahkemesi, geçici mühlet aşamasında ki komiser yada komiserlerle devam edebileceği gibi yeniden atama yapabilir. Komiserin nitelikleri gene İİK 290. maddesinde belirtilen nitelikler olacağı gibi, söz konusu madde de yer alan görevleri yerine getirmek zorundadırlar. Görev alanların sicile kayıt edilmesi gerekmektedir.

Elbette, bu dosyada görev yapmak üzere alacaklılar kurulu seçilmiş ise, süre uzatım talebinde onlarında görüşü alınır.

Ancak, bu talep bir yıllık kesin mühlet sona ermeden yapılmalıdır. Yasa maddesinde ve gerekçede “sona ermeden yapılmalıdır”dan ne anlamamız gerektiğine bir açıklık getirilmemiştir. Kanımızca, süre bitiminde önce demekle, süre uzatım talebinin değerlendirilebilmesi için gereken makul süreden önce ve TMK 2. maddesine uygun bir davranışla sunulmalıdır.

XII- ALACAKLILAR KURULU

İİK 289. maddesi hükmüne ve bunu aynen doğrulayan gerekçesine göre “Alacaklı sayısı, alacak miktarı ve alacakların çeşitliliği dikkate alınarak mahkemece, kesin mühlet kararıyla beraber veya kesin mühlet içinde uygun görülecek bir zamanda yedi alacaklıyı geçmemek, herhangi bir ücret takdir edilmemek ve tek sayıda olmak kaydıyla ayrıca bir alacaklılar kurulu oluşturulabilir. Bu durumda alacakları, hukuki nitelik itibarıyla birbirinden farklı olan alacaklı sınıfları, alacaklılar kurulunda hakkaniyete uygun şekilde temsil edilir. Alacaklılar kurulu oluşturulurken komiserin de görüşü alınır. Alacaklılar kurulu her ay en az bir kere toplanır ve hazır bulunanların oy çokluğuyla karar alır. Komiser bu toplantıda hazır bulunarak alınan kararları toplantıya katılanların imzasını almak suretiyle tutanağa bağlar”

XIII- KESİN MÜHLETLE İLGİLİ İLANLAR

Kesin mühletin verilmesi, kaldırılması ve uzatılmasına ilişkin kararlar aynen geçici mühlet verilmesine ilişkin kararlarda olduğu gibi İİK 288. madde hükmüne uygun olarak ilan edilir ve ilgili yerlere bildirilir.

XIV- BORÇLUNUN MALİ DURUMU’NUN DÜZELMESİ NEDENİYLE KESİN MÜHLETİN KALDIRILMASI

Eğer kesin mühlet içinde, borçlunun mali durumu düzelirse, kesin mühlet komiseri borçlunun mali durumunun düzeldiğini ilk derece mahkemesine bildirirse, ilk derece mahkemesi, İİK 291. maddesi hükmü gereğince, konkordatonun kaldırılmasına re’sen karar verir.

Elbette ilk derece mahkemesi, raporun incelenmesi, borçlunun varsa konkordato talep eden alacaklının ve gerekse alacaklar kurulunu dinledikten sonra, olumsuz yani kaldırılmasının gereksiz olduğuna da karar verebilmelidir.

Mahkeme kararından önce, duruşma açarak, borçluyu davet eder. Eğer konkordato talebi alacaklı tarafından yapılmış ise mahkeme bu alacaklıyı da davet eder.

Eğer, kesin mühlet içinde alacaklılar kurulu seçilmiş ve görev yapıyorsa ve mahkeme gerek görürse bu kurulu da davet eder. Ancak, kurul dışında kalan alacaklıların davetine gerek yoktur.

Kanımca, Yasa’da ve gerekçede bir açıklık yoksa da kesin mühlet komiserinin rapor yazması borçlunun talebi ile olacağı gibi re’sen de olabilir.

XV- KONKORDATO KESİN MÜHLETİ BİTMEDEN KONKORDATONUN REDDİ KARARI

Bu konuyu ikiye ayırarak incelemek gerekmektedir. Bunlardan birincisi iflasa tabi olanlar diğeri ise iflasa tabi olmayan borçlulardır.

Her ikisinde de ortak neden olarak İİK 292. maddesinde;

a- Konkordatonun başarıya ulaşamayacağının kesin mühlet komiserini raporu ile anlaşılması,

b- Borçlunun İİK 297. maddesine aykırı davranması,

c- Borçlu kesin mühlet komiserinin talimatlarına uymaması,

halleri sayılmıştır.

Eğer, borçlu iflasa tabi ise ve borca batık olduğu anlaşılması ile birlikte yukarıda ki nedenlerin yanı sıra, borlunun konkordato talebinden feragat etmesi halinde de konkordatonun reddi kararı verilebilinir.

İlk derece mahkemesi bu kararını vermeden önce, kesin mühlet komiserinin bu konuda rapor vermiş olması ve açılacak olan duruşmada, borçlunun, varsa konkordato talebinde bulunan alacalının ve gerek görürse alacaklılar kurulunun dinlenmiş olması gerekir.

Eğer, konkordato talep eden iflasa tabi ise, ilk derece mahkemesi konkordatonun reddi kararı ile birlikte borçlunun iflasına da karar verir.

XVI- İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARINA KARŞI KANUN YOLU

İİK 293. maddesi konuyu ikiye ayırarak incelemiştir. Bunlardan birincisi,

  • Mühlet talebinin kabulü ve
  • Mühlet talebinin kaldırılmasına karşı verilen ret kararlarının

varlığı halinde verilen karar için Kanun yoluna gitmek mümkün değildir.

Diğeri ise, kesin mühlet talebinin reddine ilişkin kararlarla ilgilidir. Kesin mühlet talebinin reddine ilişkin kararları da borçlunun iflasa tabi olup olmaması bakımından ikiye ayırmak gerekir.

Eğer borçlu iflasa tabi değil ise, ret kararına karşı borçlu ve eğer varsa konkordato talep eden alacaklı, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde istinaf başvurusunda bulunabilir.

Tüm istinaf başvurularında olduğu gibi, Bölge Adliye Mahkemesi ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak, bizzat mühlet kararı verebilir. Eğer Bölge Adliye Mahkemesi mühlet kararı vermiş ise, dosya ilk derece mahkemesine gönderilir ve ilk derece mahkemesi işlemlere devam eder. Yada ilk derece mahkemesinin kararını onaylar.

Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesindir.

Eğer borçlu iflasa tabi ise, İİK 164. maddesine göre, İİK 160. maddenin son fıkrasına göre alınan masraftan karşılanmak suretiyle mahkemece re’sen taraflara tebliğ olunur.

Bu kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı da tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyiz incelemeleri, HMK hükümlerine göre yapılır.

İflas kararına karşı Kanun yoluna başvurulması, iflasın ilanına ve masanın teşkiline mani değildir. Yalnız ikinci alacaklılar toplantısı, iflas kararı kesinleşmedikçe yapılamaz.

Bölge adliye mahkemesince iflas kararı kaldırılırsa, borçlunun malları üzerindeki tedbirler devam eder. Şu kadar ki, ticaret mahkemesi davanın seyrine göre bu tedbirleri değiştirmeye veya kaldırmaya yetkilidir.

XVII- KESİN MÜDDET KARARININ ETKİLERİ

Kesin mühlet kararının sonuçları İİK’nun 294, 295, 296 ve 297. maddelerinde hükme bağlanmıştır. Bu maddeler sırasıyla kesin mehlin alacaklılara, rehinli alacaklar, sözleşmeler ve borçlu açısından sonuçlarını hükme bağlamaktadır.

Maddenin aynen alınması, uygulama açısından daha sağlıklı olacağı için, madde metinleri aynen aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.

A- KESİN MÜHLETİN ALACAKLILAR BAKIMINDAN SONUÇLARI

İİK 294. maddesine göre “Mühlet içinde borçlu aleyhine 21.07.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez.

  1. maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir.

Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur.

Takas bu Kanun’un 200 ve 201. maddelerine tâbidir. Bu maddelerin uygulanmasında geçici mühletin ilânı tarihi esas alınır.

Hacizli mallar hakkında niteliğine uygun düştüğü ölçüde 186 ncı madde hükmü uygulanır.

Konkordato mühletinin verilmesinden önce, müstakbel bir alacağın devri sözleşmesi yapılmış ve devredilen alacak konkordato mühletinin verilmesinden sonra doğmuş ise, bu devir hükümsüzdür.

Konusu para olmayan alacaklar, alacaklı tarafından, ona eşit kıymette para alacağına çevrilerek komisere bildirilir. Şu kadar ki borçlu, komiserin onayıyla taahhüdün aynen ifasını üstlenmekte serbesttir.”
B- KESİN MÜHLETİN REHİNLİ ALACAKLILAR BAKIMINDAN SONUÇLARI

İİK 295. maddesine göre “Mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez.” 
C- KESİN MÜHLETİN SÖZLEŞMELER BAKIMINDAN SONUÇLARI

İİK 296. maddesi hükmüne göre “Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez.

Borçlu, tarafı olduğu ve konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen sürekli borç ilişkilerini, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin onayıyla herhangi bir zamanda sona erecek şekilde feshedebilir. Bu çerçevede ödenmesi gereken tazminat, konkordato projesine tabi olur. Hizmet sözleşmelerinin feshine ilişkin özel hükümler saklıdır.”

D- KESİN MÜHLETİN BORÇLU BAKIMINDAN SONUÇLARI

İİK 297. maddesine göre “Borçlu, komiserin nezareti altında işlerine devam edebilir. Şu kadar ki, mühlet kararı verirken veya mühlet içinde mahkeme, bazı işlemlerin geçerli olarak ancak komiserin izni ile yapılmasına veya borçlunun yerine komiserin işletmenin faaliyetini devam ettirmesine karar verebilir.

Borçlu, mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefil olamaz, taşınmaz ve işletmenin devamlı tesisatını kısmen dahi olsa devredemez, takyit edemez ve ivazsız tasarruflarda bulunamaz. Aksi hâlde yapılan işlemler hükümsüzdür. Mahkeme bu işlemler hakkında karar vermeden önce komiserin ve alacaklılar kurulunun görüşünü almak zorundadır.

Borçlu bu hükme yahut komiserin ihtarlarına aykırı davranırsa mahkeme, borçlunun malları üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırabilir veya 292. madde çerçevesinde karar verir.

Birinci ve üçüncü fıkra kapsamında alınan kararlar 288 inci madde uyarınca ilân edilir ve ilgili yerlere bildirilir.” 

XVIII- ALACAKLILAR TOPLANTISINDAN ÖNCE YAPILMASI GEREKENLER

Kesin mehil komiserinin atanması ile birlikte borçlunun mallarının defterini yapar. Kesin mehil komiseri defter tutarken, deftere konu malların değerini de belirler. Eğer borçlunun malları başka yerde ise bunların değerlerinin saptanmasını o yerdeki icra dairsinden talep eder (İİK 298 m.).

Gene İİK 298. maddesine göre, defter yazılmış ve değeri tespit edilmiş rehinli mallar varsa, kesin mehil komiseri rehinli malların değeri ile ilgili olarak almış olduğu kararı rehinli alacak sahibin incelemesine açık tutar ayrıca bu kıymet takdiri kararlarını, alacaklılar toplantısından önce rehin alacaklılarına bildirir.

Rehinli alacaklılar, kıymet takdiri kararına itirazları varsa buna itirazlarını yedi gün içinde, konkordato kesin mehil kararı alan ilk derece mahkemesine yaparlar. Bu değerlendirmeye karşı itiraz yada Kanun yoluna gitmek söz konusu değildir.

İnceleme, 6362 sayılı Kanun’a göre gayrimenkul değerlendirme uzmanlığı belgesi almış olan kişiler tarafından yapılır ve masrafları itirazcı tarafından karşılanır. Eğer itiraz edenin itirazı ile saptanacak yeni değer ile eski değer arasında fark kayda değer bir fark ise, itiraz eden yapmış olduğu masrafları borçludan talep eder.

Kanımızca bu masrafın konkordato giderleri kapsamında ödenmesi gerekir.

XIX- ALACAKLILAR TOPLANTISI

Geçici mühlet komiserinin görevlerini hükme bağlayan İİK 287. maddesine göre, geçici mühlet komiseri, borçlu tarafından sunulan belgeleri incelemek ve konkordatonun başarısı hakkında ilk derece mahkemesine rapor vermekle görevlidir.

Halbuki kesin mühlet komiseri, alacaklılar toplantısını da gerçekleştirmek zorundadır. Bu nedenle, İİK 288. maddesine uygun olarak yapacağı bir ilanla alacaklıları toplantıya davet eder. Bu ilanda, alacaklıları, ilan tarihinden başlamak üzere on beş gün içinde alacaklarını bildirmeye davet eder. Buradaki onbeş günlük süre HMK’nın sürelere ilişkin hükümlerine göre hesaplanmalıdır. Söz konusu ilan içeriğinde davet ile birlikte alacağını bildirmeyen alacaklıların haklarının ancak bilançoda kayıtlı olması halinde, kendilerinin alacaklılar toplantısına katılabileceği de ihtar olunmalıdır.

Kesin mühlet komiseri bu ilandaki sürenin sona ermesi ile birlikte, borçluyu, kendisini alacaklı olarak bildiren kişilerin gerçekten alacaklı olup olmadıkları konusunda beyanda bulunmak üzere İİK 300. maddesine dayanarak davet eder.

Kesin mühlet komiseri, borçlunun bu beyanı ile bağlı olmayıp, söz konusu alacakların gerçekten konkordato borlusunun borçları arasında bulunup bulunmadığını borçlunun defterlerini de inceleyerek bir rapor hazırlar. Elbette bu raporda, borçlunun defter ve belgelerinde yer alan ancak alacağını yazdırmamış olan alacaklıların da alacakları da geçici mühlet komiseri tarafından değerlendirilir ve raporda yer alır.

Alacakların tahkiki ve rapora bağlanması aşamasından sonra, kesin mühlet komiseri, alacaklıları ilan yolu davet eder. Adresi belli olan alacaklılara bu ilan ayrıca posta aracılığı ile gönderilir. İlanın toplantı gününden onbeş gün önce olması gerekir. Kanımızca adresleri belli olan alacaklılara posta ile yapılacak olan bildirimlerin en azından taahhütlü mektupla yapılması gerekir.

Alacaklılar bu toplantıda konkordato projesini müzakere eder.

İİK 301. maddesine göre toplantıya davet edilecek olan alacaklılar, İİK 299. maddesi gereğince alacağını kesin mühlet komiserinin daveti ile birlikte yasal sürede yazdıran alacaklılardır.

Alacaklılar toplantısının başkanı, kesin mühlet komiseridir. Elbette birden fazla komiser atanmış ise, başkanlığı bunlardan biri yapacak ve diğerleri de toplantıya katılacaklardır.

Alacaklılar toplantısında borçlunun bulunması ve açıklama yapması Yasa gereğidir. Kanımızca, yapılan davete rağmen borçlunun bu toplantıya katılmamış olması, İİK 292/c maddesinde belirtilen, komiserin talimatlarına uymamak olarak değerlendirilmeli ve kesin mühletin sona ermesi beklenmeden konkordato ret edilmeli ve borçlu iflasa tabi ise iflas kararı alınmalıdır.

XX- KONKORDATO PROJESİNİN OYLANMASI VE KABULÜ

Konkordato projesinin kabulü için İİK 302. maddesine göre;

a- Kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısından fazlası veya

b- Kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birinden ve alacakların üçte ikisinde fazlasının kabul oyu kullanması gerekmektedir.

Toplantı sonunda bir tutanak düzenlenir ve bu tutanak toplantıya katılan herkes tarafından imzalanır. Tutanakta kimlerin olumlu oy kullandıkları kimlerin kullanmadıkları da açıkça belirtilir.

Toplantının yapılmasından sonraki yedi gün içinde oylamada olumsuz oy kullananlar projenin kabulü yönünde oylarını değiştirebilirler. Bu işlemi Yasa koyucu “iltihak” olarak değerlendirmektedir.

Toplantının ve iltihak süresinin bitiminden sonra, kesin mehil komiseri, konkordatonun kabul edilip edilmediğine ve projenin tasdikinin uygun olup olmadığına dair hazırlayacağı raporu İİK 302. maddesi hükmü gereği yedi gün içinde mahkemeye sunar.

XXI- OYDAN YOKSUNLUK

Oylamada sadece konkordato projesinden etkilenen alacaklılar oy kullanabilir. 206. maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacakların alacaklıları ve borçlunun eşi, anası, babası ve çocuğu alacak ve alacaklı çoğunluğunun hesabında dikkate alınmaz.

Çekişmeli veya geciktirici koşula bağlı yahut belirli olmayan bir vadeye tabi alacakların hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına mahkeme karar verir. Şu kadar ki bu iddialar hakkında ileride mahkemece verilecek hükümler saklıdır.

Rehinle temin edilmiş alacaklar İİK 298. madde uyarınca takdir edilen kıymet sonucunda teminatsız kaldıkları kısım için hesaba katılır.

XXII- PROJENİN ONANMASININ BORÇLU İLE BİRLİKTE SORUMLU OLANLARA ETKİSİ

İİK 303. maddesine göre, projeyi onaylayan ve onaylamayan alacaklılara ilişkin hükümler farklıdır.

Eğer alacaklı, projeyi onaylamamış ise, borçlu ile birlikte sorumlu olanlara karşı bürün haklarını muhafaza eder.

Eğer alacaklı projeyi onaylamış ise;

a- Alacaklı, borçtan birlikte sorumlu olanların alacağını ödemesi halinde, devir etmeyi teklif eder. Bu teklifi ile birlikte, toplantının gününü ve yerine bildirir. Bu bildirdim toplantıdan en az on gün önceden haber vermek şartı ile yapılmalıdır.

b- Alacaklı müracaat hakkına halel gelmeksizin, birlikte sorumlu olan kişilerin kendi adlarına konkordato toplantılarına katılmasına yetki verebilir. Eğer alacaklı böylesine bir yetki vermiş ise bu yetki ile birlikte onların kararını kabul edeceğini taahhüt etmelidir.

XXIII- KONKORDATONUN MAHKEME TARAFINDAN İNCELENMESİ

Alacaklılar toplantısında, proje onaylanmış ise, kesin mühlet komiseri gerekçeli raporunu mahkemeye sunar.

Mahkeme raporun sunulmasından sonra, bir duruşma günü vererek bunu İİK 288. maddesi uyarınca ilan eder.

Kanımca, bu duruşmaya borçlu varsa konkordato talep eden alacaklı, konkordato komiseri ve itiraz eden ve de itirazını duruşma gününden üç gün önce mahkemeye sunan alacaklılar katılır.

İlk derece mahkemesi kural olarak kararını kesin mehil müddeti sona ermeden vermek zorundadır.  Eğer, bu müddet içinde karar veremeyecek ise, kesin mehil komiserinden yeniden rapor alarak süreyi en çok üç ay uzatabilir. Uzatma kararı gerek alacaklılar gerekse borçlu hakkında ağır sonuçlar doğuracağı için, mutlaka gerekçeli olarak verilmelidir.

XXIV- KONKARDATO KARARININ TASDİKİ İÇİN ARANILAN KOŞULLAR

Bu konuda ki hükmü İİK 305. maddesinde görmekteyiz. Madde metni aynen;

“a- Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hâsılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması.

b- Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması (bu kapsamda mahkeme, borçlunun beklenen haklarının dikkate alınıp alınmayacağını ve alınacaksa ne oranda dikkate alınacağını da takdir eder).

c- Konkordato projesinin 302. maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması.

d- 206. maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması (302. maddenin altıncı fıkrası kıyasen uygulanır).

e- Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması.” şeklindedir.

Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa talep üzerine yada re’sen projenin düzeltilmesine karar verir. Elbette, projenin düzeltilmesi, projeyi yapanlara aittir. Ancak projenin değiştirilmesi yeniden oylama yapılmasını gerektirip gerektirmeyeceği konusunda Yasa’da bir açıklık bulunmamaktadır.

XXV- TASDİK KARARI

Eğer mahkeme konkordato tasdik kararı vermiş ise bu kararında, alacaklıların hangi ölçüde alacaklarından vazgeçtiği belirtilmelidir. Ayrıca alacaklıların alacaklarını ne zaman alacaklarının da bu kararda yer alması İİK 306. maddesi hükmü gereğidir.

Bu karar İİK 288. maddesindeki koşulara uygun olarak ilan edilir.

İlk derece mahkemesi aynı madde hükmü gereğince, bir kayyum atayabilir. Eğer kayyum atanmış ise, kayyum gözetim, yönetim ve tasfiye tedbirlerini almakla görevlidir.

Kayyum iki ayda bir ilk derece mahkemesine borçlunun ödeme kabiliyeti hakkında rapor veriri ve bu raporu alacaklılar inceleme hakkına sahiptirler.

XXVI- REDDİ KARARI

Eğer konkordato talebi kabul edilmemiş ise ve borçlu iflasa tabi şahıslardan ise ve de doğrudan doğruya iflas sebeplerinin birinin var ise mahkeme re’sen iflas kararı verir. Şartlar varsa, iflas kararını almak mahkeme için bir zorunluluktur.

XXVII- KABUL VE RET KARARINA KARŞI KANUN YOLLARI

Hukuki yararı olan taraf ilk derece mahkemesinin kararını tebliğ tarihinden itibaren 10 gün için aynı şekilde Bölge Adliye Mahkemesi kararının tebliği takip eden 10 gün içinde de Kanun yollarına başvurulabilinir (İİK 308/a).

XXVIII- KONKORDATO KARARININ DOĞURDUĞU SONUÇLAR

İİK 308/c maddesine göre, konkordato kararının tasdiki ile konkordato projesi, konkordato talebinden önce doğmuş bütün alacaklar için bağlayıcı hale gelir. Alacaklının alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması yada projeyi onaylayıp onaylamaması bu sonucu değiştirmez.

Eğer, projenin tasdiki oylamasında, konkordatonun bağlayıcı hale gelmesi, konkordatonun kesinleşmesi koşula bağlanmış ise, bağlayıcılı bu şarta göre kararın kesinleşmesi ile oluşur.

Ayrıca, konkordato talebinden sonra komiserin iznine bağlı borçlar açısında konkordato projesinin bağlayıcılığı yoktur. Buna karşılık konkordato talebinden sonra doğmuş olmakla birlikte, konkordato komiserinin izni alınmadan oluşan borçlar açısından da konkordato projesi bağlayıcıdır.

Bu nedenle, konkordato geçici mühlet kararından önce başlatılmış fakat paraya çevrilmemiş hacizler içinde projenin bağlayıcılığı bulunmaktadır.

Ancak, Yasa’nın 308/c.3 ve ç.2 maddeleri rehinli alacaklar ve amme alacakları için istisnalar getirmiştir.

XXIX- KONKORDATONUN FESHİ

Konkordatonun feshi İİK 308/e ve 308/f maddelerinde kısmen fesih ve tamamen fesih olarak düzenlenmiştir.

Kısmen feshin gerçekleşmesi için, konkordato projesine göre doğmuş hakların alamayan alacaklının konkordato kararını veren mahkemeye başvurması gerekir. Mahkeme bu başvuruyu uygun bulursa, konkordatoyu bu alacaklı açısından fesh edebilir.

Tamamen feshin gerçeklemesi için alacaklardan birinin konkordato kararını veren mahkemeye başvurarak, konkordatonun kötü niyetle sakatlanmış olduğunu kanıtlaması gerekmektedir.

Yasa’ya göre, kısmen fesih kararından sonra istinaf ve temyiz yolları açıktır. Kararların tebliğinden itibaren 10 gün içinde bu haklarını kullanabilir.

Ancak, Yasa’da açıkça hükme bağlanmayan husus, bu kararların alınması için duruşma yapılıp yapılamayacağı ve Kanun yoluna kimlerin başvurabileceği hususlarıdır. Kanımızca, duruşma yapılmalıdır ve başvuru tüm hukuki yararı olanlarca kullanılabilmelidir.

Yasa tamamen fesih için Kanun yollarına başvurmadan söz etmediği gibi, ilk derece mahkemesinin kararının kesinliğinden de söz etmemektedir. Bunun yanı sıra İİK308/f’ye göre, tamamen fesih kararı kesinleşince ilan edileceğine göre, tamamen fesih için verilen kararlar açısından da gerek istinaf gerekse temyiz yolu olarak Kanun yollarına başvuru hakkı olmalıdır.

XXX- REHİNLİ MALLAR VE FİNANSAL KİRALAMA KAPSAMINDA KALAN MALLAR

İİK 307. maddesi, bu konuda yapmış olduğu düzenleme ile konkordatonun sağlıklı bir şekilde karara bağlanmasını sağlamıştır.

Gerek rehinli malların muhafaza altına alınması ve satışı gerekse finansal kiralama konusu malların iadesi, Yasa’da belirtilen koşulların varlığı halinde, konkordato kararının alınmasından itibaren bir yıl üzere ile ertelenebilir.

______

* Avukat

KAYNAK : ‘ENDER DEDEAĞAÇ’


Yorumları Görüntüle
Hiç yorum yapılmamış.