GENEL
MEHMET MOLLAİSMAİLOĞLU Tarafından Tarihinde yazıldı
Bu yazı 2.035 defa okundu

İhraç Kaydıyla Teslimlerde KDV Uygulamaları


I- GİRİŞ

30 yıl önce uygulamaya başlanılan katma değer vergisi (KDV)’de ortaya çıkan sorunların başında ihracat işlemi dolayısıyla iade edilmesi gereken KDV’nin zamanında yapılmayışıdır. Bu sorunu çözmek için alınan tedbirlerden biri de ihracat işleminde tecil-terkin sistemini ihdas etmek suretiyle iade edilecek KDV’nin ihracatçı aşamasından bir önceki aşama olan imalatçı aşamasına çekilmesidir.

Bu tedbir sayesinde esas itibariyle mutlaka işçi istihdam eden imalatçıya mahsup ve yurt içi satışları dolayısıyla iade edilecek KDV kalmayabilir, ama her halükarda miktarı azalacak. Bu durum iadenin iş yükünü hafifletecek, imalatçı da bir an alacağına kavuşacaktır.

KDV Kanunu’nda ihraç kaydıyla teslimler, biri imalatçılar tarafından ihracatçılara, diğeri de dahilde işlem izin belgesi (DİİR) sahiplerine olmak üzere iki halde öngörülmüştür.

II- İHRAÇ KAYDIYLA TESLİMLERLE DAHİLDE İŞLEME REJİMİ KAPSAMINDA İHRAÇ EDİLECEK MALLARIN ÜRETİMİNDE KULLANILAN GİRDİLERİN TEMİNİNDE TECİL-TERKİN UYGULAMASININ KARŞILAŞTIRILMASI

Yukarıda anılan her iki sistemin amacı, ihracatçının finansman yükünü hafifletmek gibi ayni olmasına karşılık uygulamaların usul ve esasları farklıdır. Söz konusu farklılıklara aşağıda değinilecektir.

A- TECİL-TERKİN SİSTEMİNİN ESASI

DİİB belgesi kapsamında ihraç edilmek üzere teslim edilen mallara ilişkin KDV’nin tecil-terkin işlemi KDV Kanunu’nun 11/1-c maddesine göre işlem yapılır.

3297 sayılı Kanunla 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 11/1. maddesine eklenen (c) bendi hükmü ile geçici 17. maddesi gereğince, satıcılar tarafından ihraç edilmek şartıyla teslim edilen mallara ait KDV’nin ihracatçılar tarafından ödenmeyeceği, mükelleflerce tahsil edilmeyen ancak ilgili dönem beyannamesinde beyan edilecek olan bu verginin, vergi dairesince tarh ve tahakkuk ettirilerek tecil olunacağı ve söz konusu malların, ihracatçıya teslim tarihini takip eden belli bir süre içinde ihraç edilmesi halinde de, tecil edilen verginin terkin olunacağı hüküm altına alınmıştır.

Her iki uygulamada tecil edilmeyen KDV iade edilmektedir.

B- İHRAÇ KAYDIYLA TESLİMLERDE SİSTEMİN İŞLEYİŞİ

KDV Kanunu’nun 11/1-c maddesi kapsamında işlem yapılabilmesi için satıcının imalatçı niteliğini taşıması yeterlidir.

DİİB’de yer alan malların alımlarında tecil-terkin sistemi kapsamında işlem yapılmasını isteyen mükellefler, DİİB’i satıcılara ibraz ederek, hesaplanan KDV’nin kendilerinden tahsil edilmemesini talep ederler.

BU kapsamda işlem yapan satıcılar, öncelikle talep edilen malın, belgedeki cins ve miktara uygun olup olmadığını, daha önce ithal edilen ve/veya satın alınan miktarları da göz önüne alarak belirler ve düzenleyeceği faturada toplam bedel üzerinden KDV hesaplar, ancak alıcıdan tahsil etmez.

Satıcılar, DİİB’e istinaden yaptıkları teslimlerde, söz konusu belgenin “İthal Edilen Maddelerle İlgili Bilgiler” bölümünü bu kapsamdaki teslimlerine uygun şekilde doldurarak imzalar ve kaşelerler.

Bu şekilde şerh düşülen belgelerin bir fotokopisi, belge sahibi tarafından imza ve kaşe tatbik edilmek suretiyle onaylanır ve satıcıya verilir.

C- TECİL-TERKİN UYGULAMASI

3065 sayılı Kanun’un geçici 17. maddesi kapsamında tecil edilen KDV, DİİB’de öngörülen süreler içinde ihraç edildiğinin tevsik edilmesi kaydıyla terkin edilir.

Terkin işleminin yapılabilmesi için öncelikle DİR kapsamında teslimin yapıldığı döneme ait beyannamenin verilme süresi içinde, alıcılar tarafından onaylanarak verilen DİİB’in örneği veya bu belgenin tarih ve sayısı ile satılan malın cins, miktar ve tutarına ilişkin bilgilerle satıcı tarafından onaylanan bilgileri ihtiva eden liste bağlı olunan vergi dairesine bir dilekçe ekinde verilir.

Bu belgelerle birlikte satış faturalarının fotokopisi veya fatura bilgilerini içeren firma yetkililerince kaşeli ve imzalı bir liste de dilekçelere eklenir.

KDV Kanunu’nun 1171-c maddesi kapsamında işlem yapan ihracatçılar ihraç kaydıyla teslim ettikleri malların ihraç edildiğine ilişkin bir ay içerisinde yazıyı imalatçılara verirler. imalatçılar, bir listeyi (Bu listede en az, yazı verilen imalatçıların adı-soyadı, unvanı, bağlı bulunduğu vergi dairesi ve vergi kimlik numarası ile adres bilgilerine yer verilir.), izleyen ayın 15. günü akşamına kadar kendilerinin bağlı bulunduğu vergi dairelerine verirler.

D- TECİL-TERKİN SİSTEMİ KAPSAMINDA İŞLEM YAPILMASI İHTİYARİDİR

Gerek imalatçılar tarafından ihracatçılara ve gerekse DİİB sahibi mükelleflere belge kapsamındaki hammadde ve yardımcı madde niteliğindeki malların tecil-terkin sistemi çerçevesinde teslimi ihtiyaridir.

E- TECİL-TERKİN UYGULAMASI BİR İSTİSNA DEĞİLDİR

Her iki sistemde de tecil- terkin uygulaması bir istisna olmayıp, tamamen KDV yükü ile ilgili bir finansman yöntemidir.

F- İTHALAT İŞLEMİNDE TECİL – TERKİN UYGULANABİLİR Mİ?

İthalat işleminde tecil- terkin sisteminin uygulanması söz konusu değildir. Ancak DİİB/dahilde işleme izni kapsamında hammadde ithalinde ise ilgili mevzuata göre gümrük vergisinin teminata bağlanması halinde KDV’nin de aynı usullere göre teminata bağlanması mümkün olacaktır.

G- HİZMET İFALARINDA TECİL-TERKİN SİSTEMİ

Satın alınan hizmet ifalarında, KDV Kanunu’nun 11/1-a ve geçici 17. maddeleri kapsamında tecil-terkin uygulaması mümkün değildir. Başka bir deyişle tecil-terkin uygulaması mal teslimleri bakımından geçerli olup, hizmet ifaları bu kapsama girmez.

H- UYGULAMA KAPSAMINDA TESLİM EDİLEBİLECEK MALLAR

KDV Kanunu’nun geçici 17. maddesi ile dahilde işleme ve geçici kabul rejimleri kapsamında satılacak mallar, ihraç edilecek malların üretiminde kullanılacak hammadde ve yardımcı madde gibi girdiler teşkil etmektedir. DİİB sahibi mükellefler, bu belgede yer alan maddeleri, 3065 sayılı Kanun’un geçici 17. maddesinde hükme bağlanan tecil-terkin sisteminden yararlanarak teslim alabilirler.

İmalatçının ihraç kaydıyla satışını yaptığı malın ise, nihai mamul olması gerekir.

İhracatçı, ihraç kaydıyla aldığı malı imalatçının teslim ettiği şekilde ihraç etmelidir. İhraç kaydıyla teslim edilen malın eklentisi veya ayrılmaz parçası niteliğindeki mallar ile ihraç malı için ambalaj maddesi veya malzemesi olarak kullanılan malların 3065 sayılı Kanun’un (11/1-c) maddesi kapsamında teslimi mümkündür. Ancak, bu malların tesliminde tecil-terkin uygulanabilmesi için, asıl malın 3065 sayılı Kanun’un (11/1-c) maddesi kapsamında tecil-terkin uygulanarak satın alınması ve yurt dışındaki müşteri adına düzenlenen faturada ve gümrük beyannamesinde asıl malla birlikte bu nitelikteki malların da yer alması gerekir.

İhraç kaydıyla teslimi yapılan malın, ihracat faturası ve gümrük beyannamesinde yer alan malla aynı olması gerekir.

İ- FATURADA YER ALACAK BİLGİLER

İmalatçılar tarafından tecil terkin uygulaması kapsamda yapılan teslimlerle ilgili olarak düzenlenen faturalarda, hesaplanan KDV, mal bedelinden ayrı olarak gösterilecek ve faturaya “3065 sayılı KDV Kanunu hükümlerine göre, ihraç edilmek şartıyla teslim edildiğinden, KDV tahsil edilmemiştir.” ibaresi yazılacaktır.

DİİB sahibi mükelleflere tecil-terkin uygulaması kapsamında teslim edilen mallar için düzenlenen faturaya da “3065 sayılı KDV Kanunu’nun geçici 17. maddesi hükmü gereğince KDV tahsil edilmemiştir.” ibaresi yazılır.

Kapsama giren ve girmeyen teslimlerin birlikte yapılması halinde, tecil-terkin uygulanabilecek ve uygulanamayacak olan mallar için ayrı ayrı fatura düzenlenir.

J- TECİL TERKİN SİSTEMİNİN UYGULAMASI İÇİN ASGARİ TUTARLAR

KDV Kanunu’nun 11/1-c maddesi kapsamında tecil-terkin sisteminin uygulanabilmesi için işlem bedelinin belli bir tutarın altında veya üstünde olması şart değildir. 3065 sayılı Kanun’un geçici 17. maddesi kapsamındaki teslimler nedeniyle düzenlenecek faturalarda, her bir mal türüne ilişkin KDV hariç bedelin 2.500 TL’yi (tekstil-konfeksiyon sektöründe pamuk, yün, iplik ve kumaş dışındaki mallarda 500 TL) aşması zorunludur. Belge kapsamında teslim edilen birden fazla mal türünün aynı faturada gösterilmesi durumunda bu sınırlar her bir mal türü için ayrı ayrı aranır.

Fonksiyonel olarak ve ticari açıdan bütünlük arz eden malların faturada ayrı ayrı gösterilmesi halinde yukarıda belirtilen rakamsal tutarların hesaplanmasında bütünlük arz eden söz konusu mallara ait toplam tutar dikkate alınır.

KDV Genel Uygulama Tebliği’nin II/A-9.4. bölümünde yer alan açıklamalara göre, “Satın alınan malların bozukluk, istenilen nitelikte olmama vb. nedenlerle satıcıya iade edilmesi sonucu teslim bedelinin yukarıda belirtilen limitlerin altına düşmesi halinde, söz konusu satış işlemine ilişkin olarak düzenlenen ilk faturanın yukarıda belirtilen limitlerin üzerinde olması kaydıyla, belge sahiplerine ihraç kaydıyla teslimlerle ilgili olarak tecil-terkin sistemi kapsamında işlem yapılmaya devam edilir.”

K- TECİL-TERKİN KAPSAMINDA SATIN ALINACAK MAL MİKTARINDA AZAMİ SINIRLAR

KDV Kanunu’nun 11/1-c maddesi kapsamında satın alınacak mal çeşidi ve miktarında herhangi bir sınırlama bulunmamasına karşılık, DİİB’de belirtilen miktardan fazla maddenin tecil-terkin uygulaması kapsamında satın alınması mümkün değildir.

L- İHRAÇ KAYDIYLA SATIN ALINAN MALLARIN BU KAPSAMDA ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARA DEVRİ

KDV Kanunu’nun 11/1-c maddesi kapsamında satın alınan malların ihraç kaydıyla üçüncü şahıslara devri mümkün olmamasına karşılık, KDV Genel Uygulama Tebliğinin II/A-9.1. bölümünde yer alan açıklamalara göre, “DİİB sahibi mükelleflerin, 3065 sayılı Kanun’un geçici 17. maddesi kapsamında temin ettiği malları kullanarak ürettiği malların DİİB sahibi alıcılara 3065 sayılı Kanun’un geçici 17. maddesi kapsamında teslimi mümkündür. Ancak, bu kapsamda teslim edilen malların diğer DİİB’in girdisi mahiyetinde olması ve her bir DİİB’in dahilde işleme mevzuatına uygun olarak kapatılması gerekir.”

M- UYGULAMADAN YARARLANACAK ALICILARIN NİTELİKLERİ

3065 sayılı Kanun’un geçici 17. maddesi kapsamındaki teslimlerde, tecil-terkin kapsamında işlem yapılabilmesi için alıcıların;

– Gerçek usulde KDV mükellefi olmaları (yalnızca sorumlu sıfatıyla KDV mükellefiyeti bulunanlar hariç),

– 17.01.2005 tarihli ve 2005/8391 sayılı BKK ile yürürlüğe konulan DİR Kararı ile bu Karara ilişkin Ekonomi Bakanlığı Tebliğlerine uygun DİİB’e veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca verilen “Geçici Kabul İzin Belgelerine” sahip bulunmaları gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen belgelerden herhangi birine sahip olan KDV mükellefleri, bu belgelerde gösterilen maddeleri tecil-terkin sisteminden yararlanarak teslim alabileceklerdir.

KDV Kanunu’nun 11/1-c maddesi kapsamında alıcıların mal satın alabilmeleri için herhangi bir belgeye sahip olmaları gerekmez.

N- SATICILARIN TAŞIMASI GEREKEN ŞARTLAR

KDV Kanunu’nun 11/1-c maddesi kapsamında işlem yapabilmek için satıcının; belirlenen şartları taşıyan imalatçı olmaları zorunludur. Başka bir deyişle ihracatçıların imalatçılar dışındaki kişilerden ihraç edilmek kaydıyla satın aldıkları mallara ait KDV’leri için bu şekilde işlem yapılması mümkün değildir.

DİİB sahibi mükelleflere, DİR kapsamında ihraç edilecek ürünlerin imalinde kullanılacak maddeleri teslim edecek satıcıların KDV mükellefi olmaları yeterli olup, ayrıca imalatçı olmaları şartı aranmaz.

O- EŞ DEĞER EŞYA UYGULAMASI

DİR kapsamında önceden yapılan ihracat karşılığı ithalata imkan tanıyan “eşdeğer eşya” uygulaması çerçevesinde hammadde, mamul madde, ara mal veya diğer maddelerin ithalinde veya yurt içi alımında KDV ödenmemektedir.

Önceden satın alınan maddeler kullanılmak suretiyle vücuda getirilen ve DİR kapsamında ihraç edilen malların bünyesine giren maddelerin (eş değer eşya) belge kapsamında olsa dahi sonradan belge sahiplerine tesliminde veya ithalinde KDV tahsil edilmeksizin işlem yapılması mümkündür. Eşdeğer eşya uygulaması konusunda da ithalatla, yurt içi alım arasında bir farklılık bulunmamaktadır.

KDV Kanunu’nun 11/1-c maddesi kapsamında eş değer eşya uygulaması söz konusu değildir

Ö- İHRACATIN GERÇEKLEŞME SÜRESİ

3065 sayılı Kanun’un geçici 17. maddesinin uygulanmasında ihracat süresi olarak 3065 sayılı Kanun’un (11/1-c) maddesindeki üç aylık süre yerine DİİB’de öngörülen süreler esas alınır.

Öte yandan, ihracatın gerçekleşmiş sayılması ile ilgili şartlarda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Evvelce olduğu gibi gümrük çıkış beyannamesinde yer alan malın gümrük bölgesinden çıktığı tarih ihracatın gerçekleştiği tarih olarak kabul edilecektir.

P- İHRACATIN SÜRESİNDE GERÇEKLEŞMEMESİ HALİNDE EK SÜRE TALEBİ

İhracatın mücbir sebepler veya zor durumlar nedeniyle 3 ay içinde gerçekleştirilememesi halinde, en geç 3 aylık sürenin dolduğu tarihten itibaren 15 gün içinde Maliye Bakanlığı’na başvurularak ek süre talep edilmesi mümkündür. Maliye Bakanlığı’nın uygun görmesi halinde vergi dairesince 3 aya kadar ek süre verilebilir.

Mücbir sebepler ve zor durumlar dolayısıyla ihracatın süresinde gerçekleştirilememesi halinde en geç ek süre talebinde bulunulması için öngörülen 15 günlük süre, hak düşürücü bir süre olduğundan bu hususa özellikle dikkat edilmesi gerekir.

Öte yandan KDV Kanunu’nun 11/1-c maddesindeki ek süre talebi, geçici 17. maddeye göre yapılan ihraç kaydıyla teslimler bakımından geçerli değildir.

DİİB kapsamında ihracatın mücbir sebepler veya zor durumlar nedeniyle gerçekleştirilememesi halinde vergi dairesi tarafından DİİB’de öngörülen sürenin uzatılması mümkün değildir. Bu konuda Ekonomi Bakanlığı yetkilidir.

R- İHRACATIN BELGEDE ÖNGÖRÜLEN SÜRE VE ŞARTLARA UYGUN OLARAK YAPILMAMASI HALİNDE YAPILMASI GEREKEN İŞLEMLER

DİİB sahibi mükelleflere yapılan teslimlere ilişkin tecil edilen KDV’nin terkini için belge sahibi tarafından üretilen malın ihracatçı tarafından belge süresi (uzatılan süreler dahil) içinde ihracatı gerçekleştirilmiş olmalıdır.

Tecil-terkin uygulaması kapsamında satın alınan maddelerden üretilen malların izin belgesinde öngörülen süre ve şartlara uygun olarak ihraç edilememesi halinde, belge sahibi alıcının tecil-terkin sistemine göre KDV ödemeden temin ettiği malları kanuni süresinde ihraç edemeyeceğini belirterek bağlı olduğu vergi dairesine başvurması halinde, tahsil edilmeyen KDV tutarı dikkate alınmak suretiyle bağlı bulunduğu vergi dairesi tarafından alıcı adına gerekli tarhiyat yapılır.

Bu durumun satıcı tarafından öğrenilmesi halinde ise satıcının yaptığı teslime ve belge sahibi alıcıya ait bilgileri kendi vergi dairesine vermesi, vergi dairesinin de daha önce tahsil edilmemiş KDV’nin 3065 sayılı Kanun’un geçici 17. maddesine göre tahsil edilmesini teminen belge sahibi alıcının vergi dairesine bildirmesi üzerine alıcının bağlı bulunduğu vergi dairesi tarafından alıcı adına gerekli tarhiyat yapılır.

S- İHRACATIN GERÇEKLEŞMEMESİ HALİ TAHAKKUK ETTİRİLEN VERGİNİN TAHSİLİ

DİİB kapsamında ihracatın şartlara uygun olarak gerçekleştirilmemesi halinde zamanında alınmayan vergi, alıcıdan tahsil edilmesine karşılık, KDV Kanunu’nun 11/1-c maddesi uygulamasında ise, imalatçıdan aranır.

Ş- İHRACATIN GERÇEKLEŞMEMESİ HALİNDE UYGULANACAK MÜEYYİDELER

ihracatçıların ihraç kaydıyla aldıkları malları hiç ihraç edememeleri ya da süresinden sonra ihraç etmeleri durumunda, ihraç kaydıyla yapılan teslim mahiyet itibarıyla yurtiçi mal teslimine dönüşür.

DİR kapsamında ihracatın şartlara uygun olarak gerçekleştirilmemesi halinde zamanında alınmayan vergi, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte alıcıdan tahsil edilir.

KDV Kanunu’nun 11/1-c maddesi uygulamasında ise, ihraç kaydıyla teslim bedeli üzerinden hesaplanan ve tecil olunan vergi tahakkuk ettirildiği tarihten itibaren 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesine göre belirlenen gecikme zammıyla birlikte imalatçıdan tahsil olunur. Ancak, ihraç kaydıyla teslim edilen malların 213 sayılı Kanun’da belirtilen mücbir sebepler nedeniyle ihraç edilememesi halinde tecil edilen vergi, tecil edildiği tarihten itibaren 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesine göre ilgili dönemler için geçerli tecil faizi ile birlikte tahsil olunur.

T- İHRACATIN SÜRESİ İÇERİSİNDE GERÇEKLEŞMEMESİ HALİNDE İHRACATÇININ VERGİ İNDİRİMİ HAKKI

İhraç kaydıyla teslim edilen malın ihracatının gerçekleşmemesi üzerine imalatçının ödediği vergi için ihracatçıya rücu etmesi halinde, ihraç kaydıyla teslim edilen mallara ilişkin hesaplanan KDV, ihracatçı açısından ihracatın gerçekleşmesi gereken sürenin (ek süre verilmişse bu süre) sonu itibarıyla indirilebilir hale gelmektedir. Bu kapsamda, ihracatçının süresinde ihraç edemediği mallara yönelik olarak imalatçıya ödediği KDV’yi en erken ihraç süresinin (ek süre verilmişse bu süre) sona erdiği tarihi takip eden günün dahil olduğu dönem içinde ve nihai olarak o dönemi kapsayan takvim yılı içerisinde indirim konusu yapması mümkündür.

İhraç kayıtlı alınan mallara ilişkin yüklenilen KDV, ihracatçı açısından ihracatın yapılması gereken sürenin sonu itibariyle indirilebilir hale geldiğinden, ihracatçının süresinde ihraç edemediği mallara yönelik yüklendiği KDV’yi en erken 3 aylık (ek süre verilmişse bu süre dahil) sürenin bitiş gününü takip eden günün dahil olduğu dönem içinde ve nihai olarak o dönemi kapsayan takvim yılı içerisinde indirim konusu yapması mümkün bulunmaktadır. Diğer bir deyişle ihraç kayıtlı teslimlerde ihracatın gerçekleşmemesi halinde, ihracatçı için indirilecek KDV bakımından vergiyi doğuran olay ihracat için zorunlu olan sürenin bitimini takip eden gün itibariyle meydana gelmektedir.

Buna göre; ihraç kaydıyla teslim alınan ancak, 3 aylık süre içerisinde ihraç edilemeyen mallara ilişkin KDV, üç aylık sürenin bitimini takip eden günün dahil olduğu vergilendirme döneminde, ilgili dönemin kapsayan takvim yılı aşılmamak suretiyle indirim konusu yapılabilecektir. Söz konusu dönemde indirim hesaplarına alınan ve indirim yoluyla telafi edilemeyen KDV tutarının, malın daha sonra ihraç edilmesi durumunda iadeye konu edilebileceği tabidir.

DİİB sahibi mükelleflerin ihraç kaydıyla aldıkları malları ihraç edememeleri ya da süresinden sonra ihraç etmeleri durumunda, belge kapsamında ihraç kaydıyla yapılan söz konusu teslim, ihraç kaydıyla teslim olmaktan çıkar ve mahiyet itibarıyla yurtiçi mal teslimine dönüşür.

Bu durumda, daha önce DİİB sahibi mükellef tarafından indirim konusu yapılamayan KDV tutarı, ihraç kaydıyla teslim edilen malların ihracatı için öngörülen sürenin dolduğu tarihi izleyen günü içeren vergilendirme döneminde (ancak her hâlükârda bu vergilendirme dönemini içerisine alan takvim yılı aşılmamak kaydıyla) indirim hesaplarına alınmak suretiyle indirim konusu yapılabilir. Aksi takdirde Kanun’un 29/3. maddesi gereği indirim konusu yapılamayacağı tabiidir

Malların ihraç edilmesi durumunda ise indirim hesaplarına alınan bu tutarlar, ihracattan kaynaklanan KDV iade taleplerinde iade hesabına dâhil edilebilir.

Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, her iki uygulamada da ihracatın süresinde gerçekleşmemesi halinde, daha önce ödenmediği için indirim konusu yapılamayan KDV indirilebilir.

U- KDV İADESİ TALEP DÖNEMİ

KDV Kanunu’nun 11 ve 12. maddeleri kapsamında gerçekleşen bir ihracat teslimine ilişkin olarak, yüklenilip indirim konusu yapılamayan KDV’nin, ihracatın gerçekleştiği dönem itibariyle talep edilmesi mümkün bulunmaktadır.

DİİB sahibi mükellefin veya ihracatçının iade talebi ihracatın gerçekleştiği tarihte değil, DİİB kapatılmadan yerine getirilmez.

 

KAYNAK : E YAKLAŞIM TEMMUZ 2015

*           YMM

Yazarlar : ‘NURİ DEĞER’


Yorumları Görüntüle
Hiç yorum yapılmamış.